| Bunu hissedeceğiz, Ike. O salonda bir şeye ihtiyacımız var. | Open Subtitles | سنشعر بذلك, آيك نحتاج الى شئ ما فى هذه الغرفة |
| Sadece Ike Walaczek cinayetindeki bir gelişmeyi haber vermek istedim. | Open Subtitles | مجرد أني أطلعك على تطور جديد في مقتل آيك والاتزشيك |
| Fakat Ike bu akşam Southwick Sarayı'nda son bir toplantı yapacak. | Open Subtitles | و لكن آيك دعى لإجتماع عالي المستوى الليلة |
| Ike Clanton ve Johnny Ringo üç gün önce kasabaya uğramış. | Open Subtitles | أيك كلانتون و جونى رينجو مرا من هنا منذ 3 أيام |
| Ike Clanton ile bir anlaşmazlığım ya da onu tutuklamak için bir sebebim yok. | Open Subtitles | لم تكن لدى مشكلة مع أيك كلانتون و لا سبب لدى لاعتقاله |
| Sakin ol. Eve git ve unut bunu, Ike. | Open Subtitles | انت يجب ان تذهب الى البيت ايك وتنسى ماحدث |
| Ike Clanton iki yıl sonra bir soygun girişiminde... vuruldu ve öldü. | Open Subtitles | آيك كلانتون أصيب وقتل بعد سنتين أثناء محاولة سرقة |
| O araba Ike Turner'ın eski arabası. Daha önce görmüştüm. | Open Subtitles | تلك سيارة آيك تورنر القديمة لقد رأيتها من قبل |
| Ike'ın deyimiyle Fidel Castro'nun bilinçli saldırgan politikasına cevaben yapılmıştı. | Open Subtitles | وذلك ردًا على ما وصفه آيك بسياسة فيدل كاسترو العدائية المتعمدة |
| Ike daha fazla konvansiyonel savaşa bulaşmama konusunda kararlıydı.. | Open Subtitles | كان آيك عاقدًا العزم على أن لا ينشغل بمزيد من الحروب التقليدية |
| Ike planının karşılıklı şüpheleri azaltacağını... ama Sovyet Askeri kapasitesinin üzerindeki perdeyi de kaldıracağı iddiasında bulundu. | Open Subtitles | زعم آيك أن خطته ستخفف من حدة الشكوك المتبادلة علاوة على أنها ستكشف النقاب عن الآلة العسكرية السوفيتية |
| The Chicago Defender. Ike Epstein. Onu tanıyor musun? | Open Subtitles | و صحيفة شيكاغو، و آيك ايبشتاين أنت تعرفه؟ |
| Hey, Ike, üzgünüm, geciktim. Park etmek bir kabus gibi. | Open Subtitles | مرحباً آيك آسف لتأخري صف السيارة كان كابوساً |
| Şimdi de, bayanlar ve baylar karşınızda Ike Evans'ın dünyaca ünlü Miramar Playa oteline gelerek bizleri onurlandıran Bay Frank Sinatra! | Open Subtitles | والآن سيداتي وسادتي رحبوا بضيف سيد آيك أيفنز وفندق شاطئ الميرامار سيد فرانك سيناترا |
| Dünyaca ünlü Miramar'dan Ike Evans gelecek ve otellerini çalıştıracak. | Open Subtitles | آيك ايفانز من ميرامار الشهير عالميا سوف يأتي الى الداخل ويدير فنادقه. |
| Acılı ama muhteşem olmasını istiyorum şu filmdeki Ike ile Tina gibi. | Open Subtitles | أريده أن يكون حاراً لكن يبقى رائعاً مثل آيك وتينا في ذلك الفيلم |
| Bailey solaktır. Ike Clanton ve Johnny Ringo üç gün önce kasabaya uğramış. | Open Subtitles | أيك كلانتون و جونى رينجو مرا من هنا منذ 3 ايام |
| Wyatt, Ike Clanton'ı tanıyorsun. Şehrin dışında çiftliği var. | Open Subtitles | ويات أنت تعرف أيك كلانتون لديه مزرعة خارج حدود المدينة |
| Wyatt, Ike bir anlaşma yapmak istiyor. | Open Subtitles | ويات يريد أيك أن يبرم معك إتفاقاً يعدك بألا يسبب متاعب |
| Muhteşem Ike Evans'ı evrak çantası ve bavulları olmadan Havana'ya getiren nedir? | Open Subtitles | ما الذي جلب ايك ايفانز العظيم الى هافانا مع عدم وجود أكياس وحقيبة؟ |
| Dünyaca ünlü Miramar'dan Ike Evans gelecek ve otellerini çalıştıracak. | Open Subtitles | ايك ايفانز من فندق ميرمارا المشهور حول العالم سوف ياتي ويقوم بتشغيل فنادقه |
| Ike Clanton üç gün önce buradan geçerek doğuya gitti. | Open Subtitles | مر إيك كلانتون من هنا قبل ثلاثة أيام متجهاً نحو الشرق |
| Doğru, Ike'tan hoşlanmıyorum. | Open Subtitles | "ذلك صحيح، أنا لا أحب "أيك *أيك هو أسم آخر للرئيس أيزنهاور* |
| Gönderen Albay Ike Dubaku. | Open Subtitles | إنها من العقيد (إيكي دوباكو) إنه ذراع (جمعة) اليمين |
| Aramızda kalsın. Ike bıraktığımı sanıyor. | Open Subtitles | هذا سرنا,لقد أخبرت "آيزك" أنى توقفت عن شربها |
| Tabii ki Ike ile çalışmak isterim ama onun piyonları var. Durum toplantısını burada yapıyoruz bugün, Peter. | Open Subtitles | بالطبع اردت ان اعمل مع ايكي لكن لديه اتباعه الخاصيين به |
| Bu... Ike Thornton. | Open Subtitles | لو كان يعمل لحساب (راسين)، فماذا يفعل مع (فينش)؟ |