| Benim adım Iman. Lahore'den gelecek vaadeden bir moda modeliyim. | TED | أسمي إيمان. أنا عارضة أزياء، ونجمة صاعدة في الموضة من لاهور. |
| Din, Iman ve gizeme inançtan kesinliğe doğru gitti. | TED | الدين قد تحول من إيمان بالمعتقد والغموض إلى قناعة يقينية . |
| Ama salt Iman nedir? | Open Subtitles | لكن ماذا إيمان بسيط لكن مُشفيَ؟ |
| Iman'la konuşarak ne halt ettiğini sanıyordun? | Open Subtitles | ماذا تظن نفسك فاعلاً هنا التحدث الى ايمان ؟ |
| Sheikh'in kızı Iman tarafından sürüldü. | Open Subtitles | تمطيه ابنة الشيخ ايمان |
| - Artık Iman ve amaç uğruna yaşıyorum. | Open Subtitles | والآن أنا أعيش حياة بها إيمان وهدف |
| - Artık Iman ve amaç uğruna yaşıyorum. | Open Subtitles | والآن أنا أعيش حياة بها إيمان وهدف |
| Dediğim gibi "Iman varsa görünmeyen bir güç"... | Open Subtitles | ماقلتهُ أنا هو، لو كان لديك إيمان -القوة الغير مرئية |
| Bir hükümdar, tek Iman, bir vaftiz, bir tanrı ve her şeye vakıf ve her şeyin sahibi ve herşeyin üzerindeki Babamız... | Open Subtitles | إله واحد، إيمان واحد رَبٌّ وَاحِدٌ، إِيمَانٌ وَاحِدٌ، مَعْمُودِيَّةٌ وَاحِدَةٌ الَّذِي عَلَى الْكُلِّ وَبِالْكُلِّ وَفِي كُلِّكُمْ |
| Bu, yaptıklarından emin olmayan bir Iman adamıdır. | Open Subtitles | أنه رجل ذا إيمان |
| Vatikan eşi benzeri görülmemiş bir Iman kriziyle karşı karşıya kalır. | Open Subtitles | (الفاتيكان)يواجه أزمة إيمان لم يُسبق لها مثيل |
| Hayır, sadece Iman ediyorum. | Open Subtitles | لا, أنا لدي إيمان و حسب |
| Bu görev, kusursuz bir Iman gerekiyor. | Open Subtitles | إنها مهمة تتطلب إيمان مثالي |
| Pasaportun var mı, Iman Zubedah? | Open Subtitles | -ألديكِ جواز سفر، يا (إيمان زبيده)؟ |
| Albay, Bu Iman Zubedah. | Open Subtitles | أيها العقيد، هذه (إيمان زبيده). |
| Buna Iman diyoruz. | Open Subtitles | يسمى إيمان |
| Evet... Benim kardeşim İman. | Open Subtitles | -أجل, أختي الصغرى (إيمان ). |
| - İman etmelisin. | Open Subtitles | - يجب ان يكون لديك ايمان |
| Iman? | Open Subtitles | ايمان ؟ |
| İman işte. | Open Subtitles | ايمان |