| Ona, çekmecesinde duran ve senin için sakladığı hediyenin ...onu kendi ızdırabına saplayan bir çapa olduğunu söylermisin. | Open Subtitles | قولي له ان هذه الهدية التي يحتفظ بها لاجلك في درج مكتبه, انها كمرساة السفينة تثبته في حزنه |
| Ve Papa'nın ızdırabına müdahale edilmez. | Open Subtitles | وأنت لا تتدخل في حزنه |
| Yerinde olsam onu bulur ızdırabına bir son verirdim. | Open Subtitles | ...أتعلم، لو كنت مكانك لكنت وجدته و أرحته من معاناته |
| Çünkü biri sürünerek spor çantandan çıktı ve ben de ızdırabına son vermek için onu vurdum. | Open Subtitles | وأطلقت عليه النار لأخلصه من معاناته. |
| Kurtaramazsam ızdırabına son vereceğim. | Open Subtitles | وإذا لم أستطع ذلك سأنهي معاناتها |
| Tüm ızdırabına rağmen, hayat bizim hayatımız Bayan Ives. | Open Subtitles | الحياة بكل معاناتها ملكُ لنا آنسة (آيفز) |
| Doug'ın da ızdırabına son verdim. | Open Subtitles | أجل وأرحت " داغ " من معاناته أيضاً |
| Bıçağı al. Canavarın ızdırabına son ver. | Open Subtitles | خذي الخنجر و إنهي معاناته |
| Bayan Frist'in ızdırabına son veren mermi bir yıl önce Bangor, Maine'de bir cinayette kullanılmış. | Open Subtitles | إن الرصاصة التي خلصت السيدة (فريست) من معاناتها مطابقة... لثلاثة رصاصات إستخدمت في جريمة قتل في (بانجور)، (ماين) منذ عام مضى. |