| Seni buna kim inandırdı bilmem ama ahlaklı menajer diye bir şey yoktur. | Open Subtitles | أنا لا أَعْرفُ ما قالَ لكن هناك لا مثل هذا الشيءِ كوكيل أخلاقي. |
| Evet, ve aşırı ahlaklı birisin. | Open Subtitles | ـ بعد كُل ذلك، تحظى ببعض الأخلاق. ـ يا إلهي |
| Beynimizin bizi ahlaklı yaptığını söylemek yerine daha ileriye gittim. | TED | لكني أردت معرفة المزيد عوضا عن الركون إلى قول أن عقولنا هي من تجعل لنا أخلاق |
| Hayır, bunu biliyorum... çünkü her zaman doğru olanı yapıyorsun, ahlaklı olanı. | Open Subtitles | لا، أعرفُ ذلك، تعلمين لأنكِ دائماً تفعلين الشيء الصحيح، الشيء الأخلاقي |
| Başka bir deyişle, oksitosinin insanları daha ahlaklı yapıp yapmadığını görmek için bir deney tasarlayabileceğimi düşündüm. | TED | بعبارة أخرى , خطر لي أنه يجب أن أصمم تجربة لأرى ما إن كان الأوكسيتوسين يجعل الناس أفضل أخلاقياً |
| O kendi halkına ahlaklı, etik bir sosyal mesaj sunuyordu. | Open Subtitles | كان قد جلب رسائل خالدة أخلاقية.. إجتماعية الى قومه |
| Petrol endüstrisi mühendislik ve finans ve diğer her şeyden oluşan dev bir ahtapot gibidir, ama biz onu çok ahlaklı yönlerden ele alırız. | TED | صناعة النفط هي كأخطبوط عملاق من الهندسة و التمويل و كل شيء آخر لكن نحن في الحقيقة نراه من الناحية الأخلاقية |
| Fikrimde, ahlaklı ve ya ahlaksız.. olarak değerlendirilebilecek bir şey yoktur. | Open Subtitles | ليس هناك شيء اخلاقي او غير اخلاقي في التفكير |
| Saygın ve ahlaklı hissetmeniz gününüzü güzelce geçirmenize yardımcı oluyorsa orası sizin bileceğiniz iş. | Open Subtitles | وإذا شعرتِ بطريقةٍ ما أنه أخلاقي ومعنوي ويساعدكِ لتقضي يومكِ هذا عملكِ أنتِ |
| Ya ahlak kuralları, yani bir şeyin ahlaklı olmasını sağlayanlar, onların sadece hazzı çoğaltması ve acıyı azaltması ile ilgiliyse? | TED | ماذا لو أن الأخلاق ، أو ماذا لو أن ما يجعل من تصرفٍ ما أخلاقي ، هي مجرد ما إذا كان ذلك التصرف يشعرك بالسعادة ويقلل من الألم؟ |
| ahlaklı bir davranış değil ama bir zorunluluk. | Open Subtitles | هو شيء لا أخلاقي لكن أجبرت للحاجة. |
| Evet, ve aşırı ahlaklı birisin. | Open Subtitles | ـ بعد كُل ذلك، تحظى ببعض الأخلاق. ـ يا إلهي |
| Gerçek ahlak kimse görmezken ahlaklı olabilmektir. | Open Subtitles | الأخلاق ما نحن نَعمَلُ عندما لا أحد غير يَنْظرُ. |
| İyi ve ahlaklı insanların korkacak hiçbir şeylerinin olmadığını. | Open Subtitles | وأنّه ليس لدى الأناس الطيّبين ذوي الأخلاق ما يخشوه |
| Hayret, birden çok cesur ve ahlaklı oldun. | Open Subtitles | أوه , أنت الآن شجاع جدا و قد أصبحت صاحب أخلاق على نحو مفاجئ |
| Süpermen ahlaklı biri. Etik değerleri var. | Open Subtitles | سوبرمان لديه أخلاق حميدة, لديه أداب المهنة. |
| Ruhların varlığı, insanlığı daha ahlaklı bir yaşama itecektir. | Open Subtitles | ستقود البشرية إلى عصر جديد من الشعور الأخلاقي الصادق. |
| Sen bu ailenin ahlaklı bir üyesisin. Sana bir soru soracağım. | Open Subtitles | أنت المركز الأخلاقي للعائلة دعني أسألك سؤلاً |
| -Yani EDI... eğer ahlaklı kimseler tarafından kontrol edilirse... | Open Subtitles | ماذا؟ إن تحكم أناس أخلاقيون بـ ـ إدي ـ فربما يكون أخلاقياً |
| ahlaklı bir karakter sergilemen bütün mesele, tamam mı? | Open Subtitles | كل ما يهم هو أن تظهر شخصية أخلاقية حميدة |
| ahlaklı ve dürüst olduğum için beni istiyorlar. | Open Subtitles | يريدونني أن أدافع عن فلامينغ بسبب أمانتي الأخلاقية |
| Senin gibi ahlaklı bir yaratık için fazla ileri gitmek sayılır bu. | Open Subtitles | وهذا عمل كبير بالنسبة لشخص اخلاقي مثلك |
| Bu dünyadaki en ahlaklı kişi olmayabilirim ama hayatımda asla fuhuşu desteklemedim veya pay almadım. | Open Subtitles | قد لا أكون أكثر رجل خلوق في هذا العالم ولكن لم يسبق لي في حياتي اني دعمت أو شاركت في ممارسة الدعارة |
| Sanki hayatını o yönetiyormuş gibi davranıyordu, hayatının sona erdiğini ve hapse gideceğini söylüyordu, çünkü dürüst ve ahlaklı olmalıymış! | Open Subtitles | لقد كانت تتصرف كالقاضي على حياته بإخباره أنّ حياته قد إنتهت وأنه سيدخل السجن لأنها... لأنه عليها إظهار النزاهة والأخلاق |
| Toplum biliadamlarını ahlaklı biliyor, ama açıkça görülüyor ki, çoğumuz politikacılardan daha iyi değil. | Open Subtitles | الشعب يفترض أن العلماء أخلاقيين لكن العديد منا في النهاية ليس أفضل من سياسيين |
| Yurtdışında sürdürülebilir, sağlam, etik ve ahlaklı yatırımlar yapmalıyız. | TED | بالطبع. متميزة. نحتاج إلى الاستثمار وراء البحار بطريقة مستدامة وأخلاقية ومسؤولة. |