| Babamı ve adamlarını görmem gerek. akşam yemeğini bensiz yiyin. | Open Subtitles | يجب أن أقابل أبى و رجالة لذا تناولى العشاء بدونى |
| Babamı ve adamlarını görmem gerek. akşam yemeğini bensiz yiyin. | Open Subtitles | يجب أن أقابل أبي و رجاله لذا تناولي العشاء بدوني |
| Babamı ve adamlarını görmem gerek. akşam yemeğini bensiz yiyin. | Open Subtitles | يجب أن أقابل أبى و رجالة لذا تناولى العشاء بدونى |
| Sarazen misafiriniz akşam yemeğini onunla yiyecek misiniz diye soruyor. | Open Subtitles | سيدى ، سأل ضيفك العربى إن كنت ستتناول العشاء معه |
| Bu işe o kadından başlamalıyız. akşam yemeğini ertelesek olur mu? | Open Subtitles | بدءً منها يجب ان احصل على تعويض نتيجة التأخير على العشاء |
| Meşgul geçen bir hayatın var. Masaya akşam yemeğini hazırlamalısın. | TED | لديك حياة مزدحمة. وعليك وضع العشاء على الطاولة. |
| akşam yemeğini oldukça geç yedim ve dantelim üzerinde çalışmaya başladım. | Open Subtitles | تناولت العشاء متاخرة, ثم, بدأت العمل فى التريكو |
| Rodya, görünüşe bakılırsa akşam yemeğini bizimle yiyeceksin. | Open Subtitles | روديا تذكر أن عليك أن تشاركنا وجبة العشاء |
| Söylediklerimi yapmazsan, akşam yemeğini Caz Dolowicz'le birlikte yersin. | Open Subtitles | إذا لم تفعل ما أقوله لك سوف تتناول العشاء الليلة مع كاز دالاوكس |
| Annem akşam yemeğini bizimle yiyip yemeyeceğini soruyor. | Open Subtitles | أمي تريد أن تعرف إن كنتِ ستتناولين العشاء معنا الليلة |
| akşam yemeğini birlikte yiyelim. | Open Subtitles | انا لا اعض , انا لا اكذب لنتناول العشاء معا |
| MarshaII, akşam yemeğini benimle yer misin? | Open Subtitles | مارشال، تَحْبُّ تناول العشاء مَعي اللّيلة؟ |
| Sonunda geldin. Teyzeme söyle, akşam yemeğini hemen yiyeceğiz. | Open Subtitles | ها أنتِ، أخبري عمتي أننا سنتناول العشاء فوراً |
| akşam yemeğini servis ettim ve şarabı getirdiğimde Kont, akşamın geri kalanında izinli olduğumu söyledi. | Open Subtitles | بعد ان قدمت العشاء وصببت النبيذ .. سمح لى الكونت أن آخذ راحة بقية اليلة |
| akşam yemeğini hazırlamak için vaktinde evde olacaksın. | Open Subtitles | لن يستغرق الأمر إلا ساعات قليلة و سيتبقى لك الوقت الكافى لإكمال العشاء |
| akşam yemeğini servis etmelerini beklerim. | Open Subtitles | وسوف ننتظر حتى أنها تخدم العشاء. كل الحق. |
| Bay Poirot'yla akşam yemeğini, | Open Subtitles | لقد قمت بتحضير هذا العشاء على وجه السرعة |
| - Selam, sadece bu geceki akşam yemeğini hatırlatayım demiştim. | Open Subtitles | مرحبا , فقط أتصلت لـ تذكيرك بالعشاء الليلة |
| Ben de, senin lanet akşam yemeğini her gece yapmak ve koca götünü temizlemek istemiyorum ama yapıyorum. | Open Subtitles | و أنا لا أريد أن أحضر عشائك دائماً لأتتي أقوم بهذا |
| akşam yemeğini yemedi. | Open Subtitles | . لم يتناول عشائه ظننتُ أنه سيكون جائعاً بعد جولته الطويله |
| Şimdi müsaadenizle, oğlumuz evde yalnız ve akşam yemeğini bekliyor. | Open Subtitles | إذا كنتم لا تمانعون ابننا في المنزل لوحده ينتظر عشاءه |
| Çocuklar için akşam yemeğini ayarla, çünkü ben eve geç döneceğim. | Open Subtitles | عليك ان تخطط لعشاء الاطفال لأني سوف اعود للمنزل متأخرة |
| akşam yemeğini mikrodalgaya koyarsın, değil mi ? | Open Subtitles | وضعت عشاءك في المايكرويف ، حسناً ؟ |
| Eğer üç öğün yiyorsan kahvaltıyı kraliçe gibi akşam yemeğini dilenci gibi ye. | Open Subtitles | وافطري مثل الملكة وتعشي مثل المتسولة |
| Charlie... Geçen hafta akşam yemeğini berbat ettim diye bana bozulmuştur. | Open Subtitles | أنها بالتأكيد غاضبه لأنني أفسدت حفلة عشائها الأسبوع الماضي |
| Yiyeceğin o kanarya akşam yemeğini berbat edecek. | Open Subtitles | ذلك الكناري الذى أَكلتَ سَيُفسدُ عشائَكَ. |