| Anne, defterini aldım ve geri vermem gerek. Yoksa cezalandırılacak. | Open Subtitles | أمّـي، لقـد أخذت دفتره ويجب أن اُعيده إليـه وإلا سيعاقب |
| İyi parçaları aldım ve onları evden birkaç zırvayla değiştirdim. | Open Subtitles | أخذت البضاعة الجيدة وبدلته ببضاعة تالفة من البيت وبهذه الطريقة, |
| Odanın ölçülerini aldım ve başkentin kayıtlı mimari planlarıyla karşılaştırmaya başladım. | Open Subtitles | لقد أخذت أبعاد الغرفة و أنا أقرانهم مع المخطوطات الهندسية للعاصة |
| Bir ev aldım ve Tanrı izin verdiği sürece burada kalmayı düşünüyorum. | Open Subtitles | للرحيل عن المخيم لقد إشتريت منزلاً وأنوي العيش هنا طالما يهبني الله |
| Ona bir hediye aldım ve nefret etti. Bu konuda oldukça üzüldüm. | Open Subtitles | إشتريت لها هدية، وقد، قد كرهتها، ثم أصبحت منزعجاً جداً حيال ذلك |
| Üstüme yürüdüğünde... büyük bir taş aldım ve attım. | Open Subtitles | و تقدم نحوي إلتقطت حجرة كبيرة والقيتها نحوه |
| sonra Tastee-Freez'e gittim ve kocaman bi cheeseburger aldım... ve onu çöpe kusarken tahmin et yanımdan kim geçti. | Open Subtitles | لذا إلى مطعم وإشتريت تلك البرجر بالجبنة الكبيرة وأنا آكلها بالخلف بجانب القمامة وحزري من يمر بجانبي |
| İngilizce öğrettim, su filtreleri ve yiyecek aldım ve bütün çocukları hayatlarında ilk defa diş hekimine götürdüm. | TED | درّست اللغة الإنجليزية واشتريت مرشحات المياه والأكل وأخذت كل الأطفال إلى طبيب الأسنان لأول مرة في حياتهم. |
| Senatör Morra'nın verdiği hapı aldım ve gecenin çoğunda onu düşünerek oturdum. | Open Subtitles | أخذت الحبة التى اعطاها لي السيناتور مورا وقضيت معظم الليل افكر فيها |
| Bu yüzden, tüm ülkelerin tek tek yiyecek arzını aldım ve o ülkedeki tahmini tüketim miktarıyla karşılaştırdım. | TED | لذا، أخذت الإمدادات الغذائية لكل بلد وقارنتها بما كان من المحتمل استهلاكه في كل دولة. |
| Böylelikle dışarı çıktım, ördeği aldım ve dondurucuya koymadan önce, kurbanın cinsiyetinin gerçekten erkek olup olmadığını kontrol ettim. | TED | لذلك خرجت، أخذت البطّ، وقبل وضعه في الثّلاجة، تأكّدت إن كان بالفعل من جنس الذّكر. |
| Ancak çizerek güzel notlar aldım... ...ve Murray Gell-Mann'in konuşmasında müthiş bir soğan çizdim. | TED | ولكني أخذت بعض الملاحظات الجميلة للرسومات ولدي بصل رائع أخذته من نقاش موراي جيل مان. |
| Ama derin bir nefes aldım ve çalmak için kayıt oldum ve oldukça iyi hissediyordum. | TED | لكني أخذت نفس عميق، و سجلّت للتقديم، و شعرت بشعور جيد جداً. |
| Colorado'da tahta bir kutu aldım ve bu kutunun içine bir dolar banknotu, bir kalem ve bir çatal koydum. | TED | أخذت صندوقا خشبيا، ودفنت دولارًا ورقيًا وقلماً و شوكة طعام داخل هذا الصندوق في كولورادو |
| Bunun yerine, bir avuç fikir tohumu aldım ve konuşmam boyunca hepsini dağıttım. | TED | ما قمت به بدلا من ذلك هو أنني أخذت حفنة كاملة من أفكاري كبذور، وقمت بنثرها خلال حديثي. |
| Geçen hafta iki kutu aldım ve evimde tahtadan bir yer bile yok. | Open Subtitles | إشتريت علبتين الأسبوع الماضي، وليس عندي أي خشب بالمنزل |
| Kumaşını sendika mağazasından aldım ve diktirdim. | Open Subtitles | إشتريت الخامات من محل النقابة و قمت بخياطتها |
| - Seninkini bende aldım, ve getirmeyi unuttum. | Open Subtitles | ـ لقد إشتريت لكى هدية و لكن نسيت أن أحضرها معى ـ أعلم ذلك , و لكن لا بأس إفتحها |
| Gecenin bir yarısında uyandım ateş sönüyordu Ben de bir odun aldım ve ateşe attım. | Open Subtitles | إستيقظت في منتصف الليل ورأيت النار كانت تنطفىء لذا إلتقطت قطعة خشب . ورميتها فى النار |
| Fotoğraflar 3 Nisan'da çekildi, dördünde baskıdan alındı beşinde onları aldım ve barajlara ve su seviyelerine baktım. | Open Subtitles | الصور الفوتغرافيه إلتقطت في اليوم الثالث من ابريل وتطورت في اليوم الرابع ونظرتُ إليهم علي ماأعتقد في اليوم الخامس شاهدت مستوي المياه منخفض وكنت سعيداً بذلك |
| Ben de gittim iki tane alabalık aldım ve onları gizlice tekneye koydum. | Open Subtitles | إذاً، ذهبت للخارج وإشتريت سمك سلمون كبير وسللتهم إلى القارب |
| Sonra sihir kitapları satın aldım ve daha fazla sihir kitabı satın aldım. | TED | ثم اشتريت كتبًا عن السحر، واشتريت المزيد من كتب السحر، |