| Diğerlerinin sözlü ve sözsüz geribildirimleriyle yakından ilgilen ve mesajını anlaşılmayı kolaylaştıracak şekilde ayarla. | TED | اندمج وبفاعلية في ردود الفعل اللفظية والغير اللفظية للآخرين وقم بضبط رسالتك لتسهيل المزيد من التفاهم. |
| Gecikmeden, bu yanlış anlaşılmayı düzeltirsen beni memnun edersin. | Open Subtitles | ستسدي لي معروفاً إن قمت بتوضيح سوء التفاهم الذي حصل دون إبطاء |
| O zaman, iki taraf da bu yanlış anlaşılmayı unutsun. | Open Subtitles | إذاً دعنا معاً ننسى سوء التفاهم الصغير هذا. |
| Elbette öyle... Ama buradaki yanlış anlaşılmayı görebiliyorum. Sen bilmiyordun. | Open Subtitles | إنها كذلك, لكني أرى سوء التفاهم |
| Yanlış anlaşılmayı açıklayın ben de yoluma devam ederim. | Open Subtitles | وتشرحي سوء التفاهم... وسأمضي في طريقي... |
| Yanlış anlaşılmayı gidersem yeter değil mi? | Open Subtitles | احتاج فقط لشرح سوء التفاهم صحيح؟ |
| Michael, Marta'yla önceki geceki yanlış anlaşılmayı konuşmak için evine gitti. | Open Subtitles | وذهب (مايكل) ليتحدث مع (مارتا) حول سوء التفاهم, الذي حصل الليلة السابقة |
| Böylelikle Nick ve Brian, bu yanlış anlaşılmayı aile içinde halletmek için Patrick'le görüşmeye gittiler. | Open Subtitles | لذا، ذهب (نيك) و(براين) لمقابلة (باتريك) لمحاولة الإبقاء على سوء التفاهم هذا داخل العائلة |