| Erkek arkadaş dediğin ve bütün gece beni öldürmeye çalışan tehlikeli bir orangutanın askeri aracıyla az daha beni ezen sensin! | Open Subtitles | أنت الفتاة التى اندفعت نحوى بسيارة عسكرية والتى تسببت أيضا فى وجود شخص يحاول قتلى طوال الليل |
| Ambulans çağırıldı, ama ortalık karışık acil durum aracıyla bunu yapmak zor. | Open Subtitles | أتصلت بسيارة الإسعاف ولكن مع انقطاع الكهرباء فمن الصعب حتى على سيارات الطوارئ أن تعبر |
| Kar aracıyla onu getirmeye gittiler bile. | Open Subtitles | لقد خرجوا بالفعل بسيارة الثلج لإحضاره |
| Standart bir FBI aracıyla kaçmıştı, değil mi? | Open Subtitles | لقد هرب في سيّارة مباحث فيدراليّة اعتياديّة، أليس كذلك؟ |
| Standart bir FBI aracıyla kaçmıştı, değil mi? | Open Subtitles | لقد هرب في سيّارة مباحث فيدراليّة اعتياديّة، أليس كذلك؟ |
| Salgında bir şehri virüsten kurtarmak isterken aracıyla kaza yapıyor. | Open Subtitles | خلال تفشي المرض اصطدم بسيارته عند محاولته لانقاذ المدينة من الفيروس |
| "16 Haziran günü askeri hükümette yer alan muhtemelen istihbarattan olan bir arkadaşım yanımdan aracıyla geçerken durup 'Charles, mutlaka Doğu Berlin'e gelmen lazım' dediğinde Batı Berlin'de açık hava restoranında yemek yiyordum. | Open Subtitles | كنت أتناول الغداء في مطعم في الهواء الطلق في برلين الغربية تشارلز ويلر صحفي تلفزيوني بريطاني في الـ 16 من حزيران/يونيو عندما مرّ صديق لي بسيارته |
| Nakil aracıyla Cumberland ilçesinden geri dönüyordum. | Open Subtitles | كنت في الطريق عائدة من مقاطعة كامبرلاند في وحدة متنقلة |
| Palyaço aracıyla mı seyahat ediyorlar? | Open Subtitles | هل سيأتون بسيارة رحلات؟ |
| Rebecca'nın kaçış aracıyla uzaklaştığını gördüm az önce. | Open Subtitles | لقد رأيتُ لتوّي (ريبيكا) تُغادر في سيّارة الهروب. |
| Lobell'in oğlunun aracıyla o kadını öldürdüğü olayın görgü tanığı 10 yıI önce öldü. | Open Subtitles | (الشاهد الذي رأى إبن (لوبل يقتل هذه السيدة بسيارته مات منذٌ 10 سنوات |
| Greg'in isteği üzerine, Onu görmek için nakil aracıyla Durant'a gittim. | Open Subtitles | لذا عند طلب ( جريج ) أخذت وحدة متنقلة إلى دورانت لرؤيتها |