| Aubin'le kapıştık. Onun beni atmasını beklemeyeceğim. | Open Subtitles | (لقد تشاجرت مع (أوبين لم أعطه فرصة ليطردني |
| Stern ve Aubin'in ikiside terfi ettirilmek istenmiş fakat ikiside bunu geri çevirmiş. | Open Subtitles | كلاً من (ستيرن) و (أوبين) تلقيا العديد من الترقيات ورفضها كلاهما |
| Bu öğleden sonra Aubin'in otobüsüne binmesi ayarlanmış. | Open Subtitles | من المُقرر أن يتم وضعها على متن حافلة (أوبين) بعد ظهر اليوم |
| St. Aubin'deymiş hâlâ. Ama kalmayacakmış. | Open Subtitles | مازال في سان اوبين لن يبقى طويلا |
| Seni St. Aubin'de gördüm baba. | Open Subtitles | لقدر رأيتك في سان اوبين يا أبي |
| Stern'ün kızların kaçırılabilmesi için Aubin'in otobüsüne koyduğunu biliyoruz. | Open Subtitles | الآن ، نعلم أن (ستيرن) يقوم بتمييز الفتيات من أجل (أوبين) ليتوقف بالحافلة في نقطة ما أثناء الرحلة |
| Aubin tekrar işe alacağına söz vermişti. | Open Subtitles | أوبين) وعدني بأنه سيعيدك للعمل) |
| Stern bu kadınları Hank Aubin'in kullandığı otobüse bindirip ülke dışına çıkarıyormuş. | Open Subtitles | (يُودع (ستيرن) هؤلاء السيدات أتوبيسات الترحيل التي يقودها نفس السائق ، (هانك أوبين (نفس الشخص الذي قاد الحافلة التي كانت تُقل (بالوما |
| Stern ve Aubin'i getirmeliyiz. | Open Subtitles | (ينبغي علينا إستدعاء (ستيرن) و (أوبين |
| Onu izlerken Aubin hakkında ipucu öğreneceğiz. | Open Subtitles | سيُنبه هذا الأمر (أوبين) بأننا نتعقبه |
| Babamı St. Aubin'de gördüm. | Open Subtitles | رأيته في سان اوبين |