| Bundan sonra birlikte gülerek çalışalım, yüzümü yamultmayı bırak artık! | Open Subtitles | لنعمل معاً بإبتسامة منذ الآن توقف عن العبث في وجهي |
| - Saçmalamayı bırak artık. | Open Subtitles | والآن توقفِ عن هذا الهراء توقف عن إخافتى |
| Tamam, yalan söylemeyi bırak artık. Burada ne olduğunu biliyorsun. | Open Subtitles | حسناً ، توقفي عن الكذب أنتِ تعرفين ما حدث هنا |
| bırak artık kıskanmayı. Kadınların sürekli bana bakması benim hatam mı? | Open Subtitles | لكن توقفي عن تلك الغيرة هل هو خطئي إن النساء ينظرن لي دائما؟ |
| - bırak artık şunu, Bones. | Open Subtitles | انسي الأمر يا كتلة العظام |
| Kafanın küçüklüğünü büyüklüğünü söylemeyi bırak artık. | Open Subtitles | ياقتك ، وجهك أو رأسك لا علاقة لي بهذا توقف عن اخباري سواء اكانت كبيرة أو صغيرة |
| Ama şu daha mutlu ve daha güçlü aile masalını bırak artık. | Open Subtitles | لكن توقف عن إشباعنا بهذا الخط سيجعنا عائلة أسعد وأقوى |
| Asık suratla dolaşmayı bırak artık. | Open Subtitles | توقف عن المشي وأنت تحمل هذا الوجه المتجهم |
| O yüzden asık suratla dolaşmayı bırak artık! | Open Subtitles | لذا توقف عن التذمر بشأن هذا المكان يارجل |
| Tanrım Gary, kız arkadaşın hakkında konuşmayı bırak artık. | Open Subtitles | أوه، يا الهي، غاري، توقف عن تحويل كل شيء حول صديقتك. |
| Savaşmayı bırak artık. Bu durumda bizi yenmene imkân yok. Bunu kabullensen iyi olur. | Open Subtitles | توقف عن المقاومة، ليس لديك فرصة لكي تفوز في ذلك يجب أن تدرك هذا |
| Haydi. bırak artık onu. Bakayım kendi ne yapmışsın. | Open Subtitles | بربك، توقفي عن ذلك دعيني أرى ما مدى العبث الذي فعلتيه بنفسك |
| Bize ihtiyacın olduğu gün gibi ortada, bırak artık patronluk taslamayı ve ne istiyorsak ver! | Open Subtitles | من الواضح تماماً أنكم أنتم من تحتاجوننا لذا توقفي عن الادعاء أنكم عكس ذلك و أعطنا ما نحتاج إليه ، عندما نحتاجه |
| Mutlu oldun diye mutlu değilim, zorlamayı da bırak artık. Bana kalırsa gene eski hâllerine döndün sen, ...hiç düşünmeden kafana estiği gibi ilişkilere dalıyorsun tekrar. | Open Subtitles | لست فخورة بكِ لذا توقفي عن محاولة إنتزاعها مني أعتقد أنكِ عدتِ إلى طرقكِ القديمة |
| bırak artık şunu, Bones. | Open Subtitles | انسي الأمر يا كتلة العظام |
| - Evet, herşeyi düşünmeyi bırak artık. - Bunu çocukluğumdan beri yapamıyorum... | Open Subtitles | ــ الكذبة ــ توقّف عن الإفراط في التفكير |
| Manyaklığı bırak artık ve gel gidelim. | Open Subtitles | دعك من هذا الجنون ودعه يسير في حال سبيله بعيداً إني أشعر ببعض التحجر بقلبك |
| Şu şarkıları dinlemeyi bırak artık. | Open Subtitles | يجب أن تتوقفي عن الإنصات إلى كلمات أغاني البوب |
| - Nate, bitti. bırak artık. Çıkalım hadi buradan. | Open Subtitles | إنسى الأمر فحسب فلنخرُج مِن هنا |
| bırak artık, Dana. Ben bıraktım. | Open Subtitles | إنسي الأمر , أنا فعلت |
| Bayan Norton, kendine üzülmeyi bırak artık. | Open Subtitles | آنسة نورتن، توقّفي عن الشعور بالآسف على نفسك |
| Bir tek sen boktan bir çocukluk geçirmişsin gibi davranmayı bırak artık. | Open Subtitles | عليك التوقف عن التصرف كأنكِ الشخص الوحيد الذي كانت لديه طفولة سيئة. |
| Hey, bırak artık. İnanmadığını biliyorum ama bu konuda ciddiyim. | Open Subtitles | كفي عن هذا ، أعلم أنكِ لا تصدقينني لكنني جادة بخصوص هذا |
| - Bu işin içinde ben de varmışım gibi "biz" demeyi bırak artık. | Open Subtitles | و كفّ عن التكلم بصيغة الجمع كما لو كنتُ جزءاً من هذا |
| Başka insanların sahip olduğu şeylere kafanı takmayı bırak artık. | Open Subtitles | كفّي عن رؤية ما يملكونه الناس. |
| Haydi, Annie, Nicholas nerede? bırak artık. | Open Subtitles | هيا اني , اين نيكولاس استسلمي فقط |
| Bu akşam için herşeyi unutalım, bırak artık. | Open Subtitles | دعنا ننسى الأمر هذه الليله اترك الأمر فحسب |