| Kimse bakmadığı bir sırada tüm topları deliklere soktum. | Open Subtitles | عندما كان الجميع لا ينظر دفعت جميع الكور فى كيسى |
| bakmadığı zamanlarda birbirlerine göz kırpıyorlar. Anladım. | Open Subtitles | عندما لا ينظر نحوهم، يرفرفون بأعينهم تجاهم بعضهم البعض |
| Biliyorum ama bu kalbinin içinde bize tepeden bakmadığı anlamına gelmez. | Open Subtitles | أعلم، لكن ذلك لا يعني أنه في قلبه لا ينظر إلينا بدونية |
| Biliyorum annem iyi görünüyor ama o kimse bakmadığı zamanlarda şarkı söyleyip dans eden çizgi kurbağa gibi. | Open Subtitles | أعلم ان امى تبدو لطيفة لكنها مثل ضفدع الكرتون الذى يرقص ويغنى حينما لا ينظر اليه احد |
| Erkeklerin yüzüne gerçekten bakmadığı zamanlar inanılmaz. | Open Subtitles | مدهشة تلك الأوقات التي لا ينظر فيها الرجل إلى وجهك |
| O çok hızlı. bakmadığı zaman değil ama. | Open Subtitles | انه سريع جدا ليس عندما لا ينظر |
| bakmadığı zaman bunu yapardın. | Open Subtitles | انتى فقط تلوحين بذلك عندما لا ينظر |
| -Bana bakmadığı kesin | Open Subtitles | بالطبع إنه لا ينظر لي |