| Hoş olduğunu düşündüğüm bankadaki şu adam vardı ya artık öyle düşünmüyorum. | Open Subtitles | كان هناك رجل في البنك اظنه لطيف لكني لم اعد اظنه كثيرا |
| Görünüşe göre senin Mcpherson dosyalarını çalmış ve onları öbür bankadaki arkadaşlarına ulaştırmış. | Open Subtitles | لقد أخذ أوراق القرض من على مكتبكِ وقام بعمل صفقة مع البنك الأخر |
| Londra'ya gidip bankadaki yeni işime başlamadan önce seni görmek istedim. | Open Subtitles | أردت رؤيتك مجدداً, قبل الذهاب للندن للبدء بوظيفتي الجديدة في البنك |
| Önce klübüme geldin ve para saçtın sonra, bankadaki adamlarımın işine burnunu soktun. | Open Subtitles | جئت إلى النادي الخاص بي توزع المال ثم قاطعت عمل رجالي في المصرف |
| Bir zamanlar iyi bir tabanca, bankadaki paralardan daha değerliydi. | Open Subtitles | في ما مضى ، كانت قيمة المسدس الجيد أكثر من المال الموجود في المصرف |
| bankadaki soyguncunun sakallı, zırlayan bir adam ya da sarışın birinden öte olduğunu düşünmek fazla saplantılı olurdu. | Open Subtitles | عَرفَّ أننا سنكون مشغولين بمرتكب الجريمة داخل البنك |
| bankadaki işime başladığımda Freddie benim için çok sevinmişti. | Open Subtitles | كان فريدى سعيدا لاجلى لحصولى على وظيفه البنك |
| Annesi ona bankadaki parasıyla bir şeyler almaya söz verdi. | Open Subtitles | امها وعدتها ان تشتري لها شيئا ً من مالهم الموجود في البنك |
| bankadaki insanlar-- bana nasıl baktıklarını görmelisin. | Open Subtitles | الناس في البنك ، يجب أن ترى الطريقة التي ينظرون لي بها عندما أذهب هناك |
| bankadaki insanlar-- bana nasıl baktıklarını görmelisin. | Open Subtitles | الناس في البنك ، يجب أن ترى الطريقة التي ينظرون لي بها عندما أذهب هناك |
| bankadaki adam aradı, hani bankanın kapanmak üzere olduğu tüyosunu veren kişi. | Open Subtitles | أنه الرجل الذي ابلغك بأن البنك تم اغلاقه |
| Bu bankadaki fon memuruna sorulacak bir soru. | Open Subtitles | هذا السؤال يجب أن توجهيه الى موظف البنك الذى يمكن الوثوق به |
| Bunun yüksekliğiyle bankadaki kapınınki aynı olmalı. | Open Subtitles | أوستن. إنه يجب أن يكون مثل أرتفاع بوابة البنك تماما احذر |
| bankadaki o adam, ipotek taksitleri için aradı yine. | Open Subtitles | ذلك الرجل اتصل اليوم من البنك مرة أخرى بشأن دفع أقساط الرهن العقاري |
| bankadaki bütün paramı çekip, kendime oynadım. | Open Subtitles | سأخرج كلّ مالي من المصرف وأراهن على نفسي |
| Bunu şimdi açıklayamam ama, bir sorun var, tamam mı? bankadaki bir şey. | Open Subtitles | لا يمكنني الشرح الآن, لكن مشكلة في المصرف. |
| Bugün iş kâğıtlarını bankadaki kutuya koymaya gittim. | Open Subtitles | كـلا ذهبت إلى المصرف اليوم لأضع أعمالك في صندوق ودائع |
| Sen, bankadaki paran değilsin. | Open Subtitles | أنت لست وظيفتك أنت لست كمية النقود التي تملكها في المصرف |
| 14 sene önce, bankadaki o günü asla unutamam. | Open Subtitles | لن أنسى ذلك اليوم أبداً في المصرف قبل 14 عام |
| Federal bankadaki soygunun raporlarını alıyoruz son dakikadır... | Open Subtitles | تصلنا تقارير سطو على المصرف الفدرالي فى الدقائق الاخيرة |
| Hakkında yanıldığımı ispatlayarak, bankadaki millete büyük bir iyilik yapmanı istiyorum. | Open Subtitles | اريد أن تسدي لكل الموجودين بالبنك معروفاً بأثبات أنني كنت مخطئ بجدا بشأنك |
| bankadaki hisselerini kaybettin. | Open Subtitles | إنتظر للحظة يا أيها السمين . لقد خسرت أسهمك للبنك |
| bankadaki kadın, kredi vermek için arzulanmayan biri olduğumu söyledi. | Open Subtitles | المرأة بالمصرف قالت أنني غير مرشحة للقرض |