| Sanki empatinin sözlerini biliyorlardı, ama müziğini bilmiyorlardı. | TED | وبدا وكأنهم عرفوا الكلمات ككلمات، لكنهم لم يعرفوا معنى التعاطف |
| Sadece, zamanın neler getireceğini bilmiyorlardı. | TED | لأنهم لم يعرفوا كيف سيتغير الطقس بتوالي الفصول والسنوات. |
| Ve insanlara onlar hakkında sorular sordum ve evet, bu olayı biliyorlardı, fakat hiç bir şey bilmiyorlardı. Nereden geldiklerine dair, ya da herhangi başka bir şey. | TED | وسألت الناس عن ذلك ونعم، يعلمون بذلك، ولكنهم لم يعلموا شيئاً، من أين أتت، أو أي شيء. |
| Ve bu çekim gerçek katılımcılarla çekildi; ne olduğunu bilmiyorlardı. | TED | وهذه لقطات مع مشاركين حقيقيين، لا يعرفون ما الذي يحدث. |
| Ya ne aradıklarını bilmiyorlardı ya da aldıkları şeyin ne olduğunu kimsenin bilmesini istemiyorlardı. | Open Subtitles | هم أمّا لَمْ يَعْرُفوا بإِنَّهُمْ كَانوا يَبْحثونَ عنهم، أَو هم لَمْ يُريدوا أي واحد إلى إعرفْ ما هم كَانوا يَأْخذونَ. |
| Ama yorum yapan insanlar, sesimin ne kadar farkında olduğumu bilmiyorlardı. | TED | ولكن هؤلاء الناس الذين علقوا لم يعرفوا كم أنا واعٍ بحال صوتي. |
| İşte size Öklit'in paralel postülatını hiç duymamış iki yaratık -- postülata karşı gelmenin imkansız olduğunu bilmiyorlardı, sadece karşı geliyorlardı. | TED | هنا مخلوقان لم يسمعوا قط بمسلمات اقليدس الموازية لم يعرفوا أنه مستحيل إنتهاكها، وهم ببساطة يحققانها. |
| İnsanlar güldü ama benim bildiklerimi bilmiyorlardı. | Open Subtitles | سخر منى الرفاق و لكنهم لم يعرفوا ما عرفت |
| Sen değersiz bir toprak parçasını aldın insanlar ne yaptıklarını bilmiyorlardı ve o toprağı siyah veya beyaz herkesten daha iyi işledin. | Open Subtitles | لقد أخذت قطعة أرض مهملة وعملتَ مع أناسٍ لم يعرفوا شيئاً عن الأرض و زرعت تلكَ الأرض أفضل من أي شخص |
| Wyant Wheeler'daki ortaklar Andrew Beckett'ı kovduklarında onun AIDS'li olduğunu bilmiyorlardı. | Open Subtitles | الشركاء في ، ويانت ويلر لم يعلموا أن ، أندرو باكت كان به مرض الإيدز عندما طردوه |
| Onlar bile benim sisteme bağlı olduğumu bilmiyorlardı. | Open Subtitles | ثمة شيء واحد لم يعلموا بأمره, أنا مزوّد بأسلاك أيضاً |
| Fakat kaçıranlar tekrar geri nereye koyacaklarını bilmiyorlardı. | Open Subtitles | تم استخدامه لمحاربة المهاجمين لكن المختطفين لم يعلموا |
| O şeyi gönderdiklerinde henüz... .. nasıI geri getireceklerini bilmiyorlardı. | Open Subtitles | الأمر هو عندما أرسلوه، إنهم لا يعرفون بعد كيف يستعيدونه. |
| Ya kafaları çok kalındı ya da gerçekten bir şey bilmiyorlardı. | Open Subtitles | وجماجمهم كانت سميكة جدا وهم لا يعرفون شيء على الاطلاق |
| Bu insanlar tam olarak ne istediklerini bilmiyorlardı. | Open Subtitles | هو تعريف حقيقي للديمقراطية والتسامح هؤلاء الناس لا يعرفون بالضبط ما الذي يريدونه |
| Bu sabah köyünüzün adını bilmiyorlardı. | Open Subtitles | في الصباح، هم لَمْ يَعْرُفوا اسم قريتِكَ. |
| Sorun şuydu ki Scud fırlatıcılarının nerede olduğunu bilmiyorlardı. | TED | المشكلة هي أنهم لم يكونوا يعرفون أين هي قاذفات صواريخ سكود |
| Çünkü kendimi yapmaya ikna edebileceğim şeyleri bilmiyorlardı. | Open Subtitles | لأنهم لا يعلمون ما يمكنني ضبط نفسي على فعله |
| Eve geri döndüm ve ailem beni tanımadı. Kim olduğumu bilmiyorlardı. | Open Subtitles | لقد رجعتُ لبيتي، ولمْ يتعرّف عليّ والديّ، لمْ يعرفا من أكون. |
| Sosyal Hizmetlerin nerede olduğunu bilmiyorlardı, ama yardım etmek, hatta bizi oraya götürmek bile istediler. | Open Subtitles | لم يعرفا مكان الضمان الاجتماعي لكنهما عرضا أن ينقلانا إليه |
| Belki de ülkemizin liderleri neye bulaştıklarını bilmiyorlardı. | Open Subtitles | ربما قادة بلدنا لايعرفون ماهم متورطون فيه |
| Henüz bilmiyorlardı, ama onları bekleyen büyük bir görev vardı, destansı bir görev. | Open Subtitles | انهم لا يعلمون لحد الان لكن كان هناك شئ عظيم مخبئ لهم شئ ملحمي |
| Beni neden öldürmediklerini bilmiyorlardı. | TED | يجهلون لماذا لم يقوم هؤلاء الرجال بقتلي. |
| Belki de onlar Dilek Yıldızı'nın sadece belli kişiler tarafından kullanılabileceğini bilmiyorlardı. | Open Subtitles | ربّما لمْ يعرفا أنّه لا يمكن أنْ يستخدم نجمة الأماني... |
| Ölen kişiler kiminle karşı karşıya olduklarını bilmiyorlardı ama biz biliyoruz. | Open Subtitles | أولائك الذين ماتوا لا يعرفون ماذا يواجهون، أما نحن فبلى |
| O, patlayıcı maddeleri çocuklarının ellemesine bile izin verdi... 16 yaşındaki Vincent ve 14 yaşındaki Patrick... işin ciddiyetini bilmiyorlardı, bilemezlerdi. | Open Subtitles | وقد سمحت هي لأبنائها بحمل المتفجرات... ابنها "فينسنت" ذو الـ 16 عاما و "باتريك" ذو الـ 14 عاما... والذين لم يعلموا بماهية المتفجرات |