| Ona, bir erkek yerine bir kadınla beraber olduğumu söylediğimde, inanmamış gibiydi, ve bana ebeveynlerimin tepkileriyle ilgili bir çok soru sordu ve de çocuk sahibi olamayacağım için üzgün olup olmadığımı. | TED | عندما شرحت لها أنني مرتبطة بإمرأة بدلا من رجل، إنتابتها الشكوك، وطرحت الكثير من الأسئلة بشأن ردة فعل والدايّ وسواء إن كنت حزينة أم لا لكوني لن أتمكن أبدا من إنجاب أطفالا. |
| Şimdi, tüm bu tartışmaların, çocuğun etrafını saran akbabaların fotoğrafıyla ilgili olduğunu fark etmişsindir ve bir çok insan, bir çok soru soruyor. | Open Subtitles | أنا متأكدة الآن أنك تعلم الجدل الذي يحيط بموضوع صورة النسر والطفل و الكثير من الأشخاص يطرحون الكثير من الأسئلة |
| Neden sessiz diye merak ediyorsun ve aklında bir çok soru var. | Open Subtitles | أتتعجب لم هو صامت و أنت لديك الكثير من الأسئلة |
| Onlara sormak istediğim bir çok soru var. | Open Subtitles | أعني.. عندي الكثير من الأسئلة لأطرحها عليهم |
| Cevaplayacak bir çok soru ve yapılacak bir çok röportaj var. | Open Subtitles | -يجب أن تطرح الكثير من الأسئلة و مقابلات الناس |
| # Aklımda bir çok soru var # | Open Subtitles | أنا عندي # الكثير من الأسئلة تدور برأسي.. # .. |
| Bu proje bir çok soru üretiyor. | Open Subtitles | يثير هذا المشروع الكثير من الأسئلة |
| Senle ilgili bir çok soru soruyorlar. | Open Subtitles | سوف يسألون الكثير من الأسئلة حولك |
| Bana bir çok soru sordular. | Open Subtitles | سألوني الكثير من الأسئلة |
| Lois, Görüntü ile ilgili aklında bir çok soru var. | Open Subtitles | (لويس)، كانت لديك الكثير من الأسئلة بشأن (البقعة) |
| Sanırım aklımda bir çok soru var. | Open Subtitles | أظن لدىّ الكثير من الأسئلة |
| Aklımda bir çok soru var. | Open Subtitles | لدي الكثير من الأسئلة |