| Onunla en son konuştuğumda ikinci bir şansı olduğunu düşünüyordu. | Open Subtitles | اخر مرة تحدثت إليه فيها كان يعتقد أن لديه فرصة أخرى |
| Ne kadar hasta olduğu umrumda değil, inan bana. Hala bir şansı olduğunu düşünüyor. | Open Subtitles | لا يهمني كم هو مريض، ثقي بي لازال يظن أن لديه فرصة |
| Ne kadar hasta olduğu umurumda değil, inan bana. Hala bir şansı olduğunu düşünüyor. | Open Subtitles | لا يهمني كم هو مريض، ثقي بي لازال يظن أن لديه فرصة |
| Doğru. Yani, demek istediğim eğer seninle bir şansı olduğunu bilseydi dibinden asla ayrılmazdı, şişman bir kedinin pasta yemesi gibi. | Open Subtitles | أجل ، أعني لو أنه ظن أن لديه فرصة معك لوجدتيه على مؤخرتك |
| Böyle bir şansı olduğunu düşünen ilk kişinin siz olduğunu mu sanıyorsunuz? | Open Subtitles | أتظن أنك أول شخص يظن أن لديه فرصة في فعل هذا ، أليس كذلك ؟ |
| Zannederim onunla bir şansı olduğunu düşünüyor. | Open Subtitles | أفترض أنه يظن أن لديه فرصة معها |
| Gibbs'in direncini kırmadan önceki kurtulmak için hala bir şansı olduğunu düşündüğü kısım. | Open Subtitles | -كلا الجزء الذي يسبق الإعتراف عندما يظن الشخص أن لديه فرصة |