| Hep etrafımı çevreleyen kara bulut gibi bir şey vardı. | Open Subtitles | لطالما كان هناك شيء مثل سحابة سحابة سوداء تُخيّم عليّ |
| Etrafımı çevrelemiş kara bulut gibi bir şey vardı hep. | Open Subtitles | لطالما كان هناك شيء مثل سحابة سحابة سوداء تُخيّم عليّ |
| Ajan Scully'nin düştüğü mağarada bir şey vardı, bir yazıt. | Open Subtitles | كان هناك شيئاً بالكهف الذي سقطت به سكالي, إهداء ما. |
| Adamda acayip bir şey vardı. Uzun değildi, yani benden uzun değildi. | Open Subtitles | كان هناك شئ غريب حوله لم يكن قصيراً و لا بطولي أنا |
| Sana göstermek için heyecanlandığım bir şey vardı. Ama galiba artık istemiyorum | Open Subtitles | هناك شيء كنت متحمس لتراه لكن الأن لا أريد. |
| Hyde'dayken kokain hakkında okuduğum bir şey vardı... | Open Subtitles | هناك شيء ما قرأت عن الكوكايين عندما كنت فيها.. هايد بارك. |
| Ama ne kadar farklı olursak olalım, ikimizinde hoşlandığı bir şey vardı. | Open Subtitles | بغض النظر عن الاختلاف الذي بيننا هناك شيء واحد نحبه معاً |
| Arka yüzgeçlerinin birinde alışılmadık bir şey vardı. | Open Subtitles | كان ثمة شيء غير عادي يتعلق بأحد الزعانف الخلفية |
| Fakat bu önemli değildi, çünkü şimdi yaralarımdan çok daha fazla içimi yakan bir şey vardı. | TED | لكن ذلك لم يكن يهم، لأنني الآن كان هناك شيء في داخلي يشتعل و كان حجمه بداخلي أكبر من كل إصاباتي. |
| Ama bu dergiye girdiğimde, rahatsız edici olan bir şey vardı ve devam etti. | TED | لكن عندما تصفحت هذه المجلة, كان هناك شيء مزعج نوعا ما , واستمر ذلك لاحقا. |
| Orada beni oraya çeken bir şey vardı. | TED | كان هناك شيء في ذا المكان قد اجتذبني اليه. |
| Onlara vermediğimiz ve petri kaplarına koymamızı istedikleri bir şey vardı. | TED | كان هناك شيء آخر تريده في أطباق بتري لم نكن نقدمه لها. |
| Açlıktan bitkin olmalarına rağmen, bu şükran gününde minnet duymalarını gerektiren bir şey vardı. | Open Subtitles | يائساً وجائعاً وهاهو يوم عيد الشكر على الرغم من هذا كان هناك شيء يجب أن يكون شاكراً له |
| Aklına gelen tek bir şey vardı. | TED | كان هناك شيئاً واحداً فقط تفكر في القيام به |
| Öyle olmasa bile, herkesin emin olduğu bir şey vardı: genişleme yavaşlıyor olmalı. | TED | ولكن مع ذلك حتى كان هناك شيئاً ما كان الجميع متأكدون منه ان التوسع يجب ان يتباطأ |
| Başka bir şey yüzündendi. Beni üzen başka bir şey vardı. | Open Subtitles | لا بل كان هناك شئ آخر, لقد كنت قلقة بشأن أمر آخر |
| Sana söylemeyi beklediğim bir şey vardı. | Open Subtitles | نعم صحيح هناك شيء كنت انتظر لاقوله لك حسنا , عظيم , انت تعلمين .. |
| Efendim, o hücrede bir şey vardı. | Open Subtitles | سيدي، إني أؤكد لك أنه كان هناك شيء ما بالزنزانة برفقته |
| Çünkü seyirciden daha fazla korktuğum bir şey vardı. | Open Subtitles | لأن هناك شيء واحد فقط أخافه أكثر من الجمهور ما هذا؟ |
| Evet, aramızda bir şey vardı, aşka benzer bir şey belki. | Open Subtitles | كان ثمة شيء بيننا شيءٌ يشبه الحب |
| Fakat onlarda, sizde olmayan bir şey vardı: Diploma! ! | Open Subtitles | ولكنهم كانوا يملكون شيئاً واحداً لا تملكه أنت، يملكون دبلومة |
| Elektriksel yıldırım gibi bir şey vardı, hepsi yığılıp kaldı. | Open Subtitles | كان هناك شئٌ يشبه البرق ، أو الكهرباء وسقطوا جميعاً |
| Garip bir şey vardı ama manasını anlayamadılar. | Open Subtitles | لكن كان هناك شيئا غريبا لكنهم لم يعرفوا ماذا يعني |
| Ama en azından dört gözle beklediğim bir şey vardı. | Open Subtitles | لكن على الاقل لدي شيئاً واحداً أتطلع إليه |
| Ama aklında sadece bir şey vardı. | Open Subtitles | لكن كان لديها شيء واحد في عقلها |
| Aklında bir şey vardı. | Open Subtitles | كان شيء على عقلك؟ |
| Onu son gördüğümde değişik bir şey vardı. | Open Subtitles | في أخر مرة رأيته فيها كان هناك أمر مختلف |
| Ama kafamı kurcalayan bir şey vardı. | Open Subtitles | لكن كان هناك شيئ واحد لم استطع اخراجه من تفكيري |