| Başka bir bakır yükü bulunursa bu değişebilir. | Open Subtitles | لكن هذا قد يتغير اذا ما اكتشف معدن جديد من النحاس |
| Hız ve sürtünme nedeniyle bir bakır parçası kopmuş gibi görünüyor. | Open Subtitles | يبدو أن قشرة النحاس إنقصفت في السرعة و الإحتكاك |
| - Çünkü Krsiten Reardon'da 800 yıllık eski bir bakır bulduk. | Open Subtitles | لأنّنا وجدنا شظية من النحاس ذات 800 عام في (كريستين ريردون) |
| İsim, Jefferson Heights'daki eski bir bakır arıtma tesisine ait. | Open Subtitles | إنها منشأة لتصفية النحاس "في مرتفعات "جيفرسون |
| Ailesinin büyük bir bakır madencilik şirketi varmış. | Open Subtitles | العائلة لديها شركة كبيرة لتعدين النحاس |
| 800 yıllık bir bakır. | Open Subtitles | إنّها من النحاس منذ 800 عام |