| -Evet, 97 yılında Grissom'la, bir tecavüzcüyü sorgularken kullandık. | Open Subtitles | نعم,في عام 1997 استخدمنا واحدة لاستجواب مغتصب |
| Güruh, bir tecavüzcüyü linç etmek istemiş. | Open Subtitles | سمع الحشد بأن المطلوب كان مغتصب محلي وكانوا يستعدون لإعدامه من دون محاكمة |
| Sayın Vali ayrıca anayasada silah bulundurma hakkı olduğu için bu sayede ailesini koruyup, bir tecavüzcüyü karısına daha fazla zarar vermeden durdurabildiği için de minnettar. | Open Subtitles | للحرية التي يضمنها الدستور في حق اقتناء السلاح، حق حماية عائلته ومواجهة مغتصب |
| Pornobıyık adındaki uyuşturucu satıcılığı yapan bir tecavüzcüyü yetiştiren kadının çocuğumuzu evlat edindiği kısım hariç. | Open Subtitles | غير الجزء الذي ينص بأن المرأة التي ربت تاجر مخدرات مغتصب يلقب بالشارب الإباحي ستربي طفلنا |
| "Biz katili yakalamaya çalışırken siz neden bir tecavüzcüyü arıyorsunuz?" | Open Subtitles | "لم البحث عن مغتصب ونحن نحاول الامساك بقاتل؟" |
| - Ne? - bir tecavüzcüyü komaya soktuğunu söylemişti ama ona inanmamıştım. | Open Subtitles | قال أنه ضرب مغتصب لكنني لم أصدقه |