| - Birinin yüzüne dolu bir silah dayamak, yasal olarak "tehdit" şeklinde açıklanabilir. | Open Subtitles | أعتقد أن وضع مسدس فى وجه أحدهم يتم تعريفه قانوناً على أنه تهديد |
| Sonra Birinin yüzüne silah dayayıp bizi eve götürmesini sağlayacağım. | Open Subtitles | ثمّ سأوجّه مسدّساً إلى وجه أحدهم وأرغمه على اصطحابنا إلى الديار |
| Sonra Birinin yüzüne silah dayayıp bizi eve götürmesini sağlayacağım. | Open Subtitles | و بعدها سأصوّب سلاحاً في وجه أحدهم و أُجبره على أخذنا للديار |
| Biz sadece Birinin yüzüne bakıyoruz ve mimiklerindeki ifadeyi okuyoruz tıpkı bir kağıtta yazanları okur gibi. | TED | لذا بالنسبة لنا، نشعر وكأننا ننظر إلى وجه أحدهم. فندرك مباشرةً مشاعرهم المتجسّدة بتعبيراتهم الوجهيّة بنفس الطريقة التي نقرأ بها الكلمات في صفحة ما. |
| Bunun farkında değilsiniz, ama gözleriniz sürekli harket eder. Yani Birinin yüzüne baktığınızda, | TED | أنتم لا تلاحظون هذا, لكن عيونكم دائماً تتحرك. لذا عندما تنظرون إلى وجه أحدٍ ما. |
| Birinin yüzüne silah doğrultmak şok olması için yeterlidir. Silahı tetiğe almak için daha sonrayı beklemelisin. | Open Subtitles | وجّه السلاح إلى وجه أحد يخشاه، عليكَ توفير التهديد بالمسدس لوقتٍ لاحق. |
| Birinin yüzüne karşı hayır demek zordur. | Open Subtitles | من الصعب أن تقول لا إلى وجه أحدهم. |
| Az önce Birinin yüzüne mi kapattın? Hayır. | Open Subtitles | -هل أغلقت الخط في وجه أحدهم للتو؟ |
| Telefonu Birinin yüzüne mi kapadın? Hayır. | Open Subtitles | -هل أغلقت الخط في وجه أحدهم للتو؟ |
| Birinin yüzüne her baktığınızda bu ilk defaymış gibi olur. | Open Subtitles | في كل مرة تنظرين إلى وجه شخص ما كإنكِ لم تريه من قبل |