| Başkanlıkla birlikte gelen gücün farkında mısın? | Open Subtitles | هل تعلم كمية السلطه التي تأتي مع الرئاسة؟ |
| Bir dakika, efendim. Bu resimle birlikte gelen bir de sehpa var. | Open Subtitles | لحظة واحدة يا سيدي هناك أشياء تأتي مع اللوحة |
| Evle birlikte gelen her mala ayrıca saklanan her şeye sahip olabilirsin. | Open Subtitles | يمكنكَ أن تحصل على كلّ الممتلكات التي تأتي مع المنزل بالإضافة إلى أيّ شيء مخفي هناك |
| Kusura bakma, saçla birlikte gelen içimdeki liseli yüzünden oluyor. | Open Subtitles | آسف، إنه تصرفات الفتى السيء الذي يأتي مع هذا الشعر |
| Ama tabii, bu zekayla birlikte gelen bazı zorluklar da var. | Open Subtitles | لكن بالطبع، الذي يأتي مع كل هذا الذكاء بالتأكيد... هو التحديات. |
| Benimle birlikte gelen o insanlar, neden serbest bırakılmadılar? | Open Subtitles | هؤلاء الناس الذين أتوا معي لماذا لا تطلق سراحهم؟ |
| Diğerleri öfkeyle birlikte gelen gücü seviyorlardı. | Open Subtitles | الأشخاص الآخرين كانوا يحبون القوة التي تأتي مع الغضب الشديد. |
| Diğerleri öfkeyle birlikte gelen gücü seviyorlardı. | Open Subtitles | الأشخاص الآخرين كانوا يحبون القوة التي تأتي مع الغضب الشديد. |
| Bunlar çerçevelerle birlikte gelen resimlere benziyorlar. | Open Subtitles | هذه تبدو كالصورة التي تأتي مع الإطارات |
| Ailemde olmakla birlikte gelen bir saçmalıklar dalgası var. | Open Subtitles | هنالك تسونامي من الهراء يأتي مع كونكِ جزءاً من عائلتي |
| Savaşla birlikte gelen tarifsiz korkunun sembolüydü. | Open Subtitles | ولكنه تمثيل للخوف الرهيب الذي يأتي مع الحرب |
| O maskeyle birlikte gelen koşuşturmanın kendi tuzaklarını da getireceğinden korkuyor... | Open Subtitles | ...هو قلق من الأندفاع الذي يأتي مع القناع .... سيحصل على خطافته و |
| Üzgünüm. Bu, işle birlikte gelen birşey. | Open Subtitles | أنا آسف هذا يأتي مع الأرض |
| Benimle birlikte gelen o insanlar, neden serbest bırakılmadılar? | Open Subtitles | هؤلاء الناس الذين أتوا معي لماذا لا تطلق سراحهم؟ |