| Bu tıpkı "Sana oraya gerçekten nasıl gidileceğini söyleyemesem bile | Open Subtitles | الأمر مثل قول: أعلم أن هناك طريقاً للرحيل |
| Bu tıpkı beyaz tarla sahiplerinin siyah marabalar için tüm kararları almasına benziyor. | Open Subtitles | فسيبدو الأمر مثل زعماء المزارع البيض. عندما يتخذون القرارات لمزارعينهم السُود. |
| Evet. Bu tıpkı Coney Adası'nda kasırgaya tutulmak gibi bir şey. | Open Subtitles | أجل ، هذا أشبه بركوب لعبة الثعبان في الملاهي |
| Bu tıpkı Yuma'da kum fırtınasına tutulmak gibi bir şey. Boston'da okuduğum bir kitap gibi! | Open Subtitles | (هذا أشبه بركوب أعصار رملي في (يوما (كما قرأت عنه من كتاب عندما كنت في (بوستن |
| Bu tıpkı Lassie'yi mezarından çıkarıp Louvre Müzesinde sergilemek gibi. | Open Subtitles | هذا مثل أن تنبش قبر لاسي و تضعها للعرض في اللوفر |
| Bu tıpkı koca ayak ya da tek boynuzlu at bulmak gibi bir şey! | Open Subtitles | انة هذا مثل ايجاد وحيد القرن او ذو القدم الكبيرة |
| Bu tıpkı televizyon yıldızları gibi. | Open Subtitles | هو مثل واقع نجوم تشاهد على شاشة التلفزيون. |
| Bu tıpkı evde köpek balığı beslemeye "ihtiyaç" duymam gibi. | Open Subtitles | هو مثل عندما أقول أنا بحاجة لامتلاك حيوان أليف، سمكة قرش. |
| Bu tıpkı tuvalet kâğıdını askıdan alıp yerine eskisini takmaya benziyor. | Open Subtitles | هذا يشبه نزع ورق الحمام الجديد من اللفافة واستبدالها بواحدة مستعملة |
| Bu tıpkı beni başka bir adamla aldatıyormuşsun gibi. | Open Subtitles | الأمر مثل رؤيتك تخونني مع رجل آخر |
| Bu tıpkı kamp ateşinin etrafında oturup dışarıdaki asıl korkunç şeylerden daha çok anlatılan hayalet hikâyelerinden korkman gibi. | Open Subtitles | الأمر مثل عندما تخيّمين، أتعرفين؟ تبدأين بسرد قصص الأشباح حول النار وينتهي بك الأمر بإخافة نفسك أكثر من أي خطر حقيقي بالخارج |
| Bu tıpkı, öldükten sonra dirilmek gibi. | Open Subtitles | يبدو الأمر مثل البعث من الموت. |
| Bu tıpkı "Mona Lisa'yı gördün mü?" diye sorulunca "Evet, annemde posteri vardı." demen gibi. | Open Subtitles | هذا أشبه بقولك "هل رأيت لوحة (الموناليزا) من قبل؟" {\an3\pos(300,268)} -وأنت تقول "أجل، كان لوالدتي ملصق ". |
| Bu tıpkı "Mona Lisa'yı gördün mü?" diye sorulunca "Evet, annemde posteri vardı." demen gibi. | Open Subtitles | هذا أشبه بقولك "هل رأيت لوحة (الموناليزا) من قبل؟" -وأنت تقول "أجل، كان لوالدتي ملصق ". |
| Bu tıpkı Dr. Frankenstein'ın kendi yarattığı canavarına arkasını dönmesi gibi bir şey. | Open Subtitles | (هذا أشبه بدكتور (فرانكشتاين يدير ظهرة للوحش الذي قام بعمله |
| Bu tıpkı DVD'leri 1994 yılında piyasaya sürmek gibi bir şey oluyor. | Open Subtitles | هذا مثل بيع أقراص الفيديو الرقمية في عام 1994 |
| Bu tıpkı şehrimizin peynir tabağından koruma beklemesi gibi. | Open Subtitles | هذا مثل ان تتمني ان تحمي المدينة من طبق جبنة |
| Bu tıpkı kıçına hedef çizmeye benziyor. | Open Subtitles | هو مثل اللوحة عين الثور على الحمار. |
| Tamam, Bu tıpkı Batı Tarafının Öyküleri. gibi | Open Subtitles | ، هو مثل في القصة الغربيه الآن. |
| Bu tıpkı siz ikiniz küçükken ki gibi, son akşam yemeği yer gibi yapardınız. | Open Subtitles | هذا يشبه تمـامـا حين كنتمـا صغيرين ... تأكلان عشـاءً مزعومـا |