| Bu tarafa gitmek istersen, bu yöne çekeceksin bu tarafa gitmek istersen, bu yöne çekeceksin, düz gitmek istersen atı mahmuzla ve sıkı tutun, tamam mı? | Open Subtitles | واذا اردت الذهاب في هذا الاتجاه تجذب الي هذا الاتجاه واذا اردت المضي مستقيما تركل الحصان وتتشبث به |
| bu yöne gitti. Belki de dairenin önündedir. | Open Subtitles | ذهبت في هذا الاتجاه, ربما كانت تريد اللحاق بك |
| Fakat ayak izleri şuradaki küpten bu yöne doğru uzaklaşıyor. | Open Subtitles | لكن آثار الأقدام تبتعد عن الجرة ، في هذا الإتجاه |
| Bir göğsün bu yöne, öteki bu yöne gidiyordu. | Open Subtitles | لديك صدر يتجه هذه الناحيه و الثانى يتجه لهذا الإتجاه ياله من شئ مذهل |
| Kalabalık bu yöne doğru... güvenlik kontrollerine akıtıldı. | Open Subtitles | الحشد يسير في ذلك الاتجاه عبر نقاط التفتيش |
| Yol o yöne gidiyor, sense bu yöne sürdün! Ne iş bu? | Open Subtitles | ،مسار الطريق بهذا الإتجاه وأنت تسير بهذا الإتجاه |
| - Şimdi de bu yöne doğru geliyor. | Open Subtitles | وهو يتوجه الى هذا الطريق |
| Orman yakınlarında birkaç dev gördük ancak henüz bu yöne doğru harekete geçmediler. | Open Subtitles | ، لقد رأينا العديد من العمالقة بالقرب من الغابة . لكن لم يتوجه أي واحد منهم بهذا الاتجاه |
| Suyun yatağını bulmasına müsaade edebilme isteği, müdahil olmadan yada "bu yöne veya şu yöne gitse de bu iş buraya kadar" demeden... | Open Subtitles | تلك الرغبة لترك الأمور تأخد مجراها بدون ان تقف وتقول هذا اكبر قدر يمكن اتصل اليه الامور فى هذا الاتجاه او ذاك |
| Onları bu yöne çek. Bizi kovalasınlar. | Open Subtitles | إستدرجهم بعيداً في هذا الاتجاه دعهم يطاردونا. |
| bu yöne gelmiş olabilecek birkaç kaçağın peşindeyiz. | Open Subtitles | نحن نتعقّب بعض الهاربين نعتقد ربما قدموا من هذا الاتجاه |
| Bütün sandalyelerin bu yöne dönmesini istiyorum. | Open Subtitles | أود أن توضع كل الكراسي مواجهة هذا الاتجاه. |
| bu yöne gidiyorlar. Ne yapacağız? | Open Subtitles | انهم يتقدمون في هذا الاتجاه ماذا سنفعل؟ |
| 1970'lerde gökbilimciler, bu yöne, detaylı DNA yapımızı ve Güneş Sistemimizin yerini gösteren bir mesaj yolladılar. | Open Subtitles | عام 1970 أرسل علماء الفضاء رسالة نحو هذا الإتجاه تحتوي على تفاصيل الحمض النووي البشري وموقع نظامنا الشمسي |
| Güzel. O zaman bu yöne gidiyoruz. Göle! | Open Subtitles | سنذهب الى البحيرة من هذا الإتجاه. |
| Her durumda bu yöne gidersek... | Open Subtitles | مهما حصل، لنبقى في هذا الإتجاه |
| Okumaya başladım günden beri annem beni bu yöne itti bir bakıma. | Open Subtitles | لقد دفعتني والدتي نوعاً ما لهذا الإتجاه منذالوقتالذيتعلمتُفيهالقراءة. |
| Ben tam bu yöne bakıyordum. Tam zamanında! | Open Subtitles | كنت أنظر لهذا الإتجاه - أحضروا - |
| Diğer üç kurşun bu yöne gitmiş. | Open Subtitles | ذهبت الثلاثة الأخرى في ذلك الاتجاه |
| bu yöne gidelim demiştim. | Open Subtitles | اخبرتك انّه علينا الذهاب من ذلك الاتجاه |
| Piknik yapanlar bu yöne giden ıslak birini görmüşler. Şu yaprakların hepsini kanıt olarak alın. | Open Subtitles | قالت إحدى المتنزهات أنها رأت رجلاً مبللاً يمشي بهذا الإتجاه |
| Yanındaki lekeler de aynı yönü gösteriyor. Şüpheli bu yöne gitmiş. | Open Subtitles | بقع تابعة تقترح أيضاً أن المشتبه تحرك بهذا الإتجاه |
| Kulomzino'yu almış, bu yöne geliyormuş. | Open Subtitles | لقد تجاوز "كولومزينو" وهو يتوجه نحونا |