| Ancak bunu bulabildim. Kahyanın pardösüsü. | Open Subtitles | هذا كل ما أستطعت إيجاده إنه ملك مدبرة المنزل |
| Bu kadar kısa sürede ancak bunu bulabildim. | Open Subtitles | إنها كل ما أستطعت إيجاده في هذه الفترة الوجيزة |
| Sonra da ancak bu işi bulabildim. | Open Subtitles | هذا هو العمل الذي أمكنني إيجاده بعد ذلك لكنني أمارس الكاراتية |
| Richard değil; ama bu saatte ancak bunları bulabildim. | Open Subtitles | ... " إنها ليست من شوكولا " ريشارت لكنها كل ما أمكنني إيجاده في هذه الساعة |
| İşte tam bu noktada, ölüm belgesinden kızın adını bulabildim. | Open Subtitles | في تلك المرحلة تمكنت من إيجاد من إيجاد شهادة الوفاة المتعلقة بها و أن أحصل على اسمها |
| Bilgisayardan birkaç tane eski havaalanı bulabildim. | Open Subtitles | لقد تمكنت من إيجاد مطارين قديمين على الحاسوب |
| Bütün bunları da bu sayede bulabildim zaten. | Open Subtitles | هكذا كنت قادرة على الوصول إلى هذا |
| Fare düşse başını yaracak. Ancak bunları bulabildim. | Open Subtitles | وليس بها أى طعام على الاطلاق استطعت أن أجد تلك الاشياء فقط |
| Sadece hamburgercinin birinde iş bulabildim. | Open Subtitles | العمل الوحيد الذي أستطعت إيجاده كان محل برقر |
| O kadar bulabildim. | Open Subtitles | هو كلّ ما أمكنني إيجاده! |
| Şirkette, daha iyi değerlendirilmesi mümkün olan bazı tasarruflar bulabildim diyelim. | Open Subtitles | لقد تمكنت من إيجاد بعض المدخرات لهذه الشركة ففكرت في أن أضعهم بمكان آخر أفضل |
| Dilsiz bir kadınla evlenmeyi sorun etmeyen birini bulabildim. | Open Subtitles | لقد تمكنت من إيجاد شخص الذي لا يمانع أن يتزوج من امرأة بكماء، |
| Bunların sadece bir kısmını bulabildim ama toprak onlarla dolu. | Open Subtitles | تمكنتُ من إيجاد بعضها لكنها تملئ الأرض |
| Babanın seyir defterini bulabildim. | Open Subtitles | كنت قادرة على الوصول إلى سجل سفر والدك |
| İyi ki, biraz bulabildim. | Open Subtitles | لحسن الحظ, استطعت أن أجد بعضهم |