| Başka bir deyişle biz insanların yaptığımızı düşündüğü şeyi yapmıyoruz. | Open Subtitles | .. بعبارة أخرى إننا لا نفعل ما يعتقد الناس أننا نفعله |
| Evet. Biz insanların yapmadığımızı düşündüğü şeyi yapıyoruz. | Open Subtitles | أجل، إننا نفعل ما يعتقد الناس أننا لا نفعله |
| Ama sanırım bazen insanlar doğru olduğunu düşündüğü şeyi yapmalılar. | Open Subtitles | لكنني أعتقد أحياناً أنه على الرجل فعل ما يعتقد أنه صحيح |
| İkiniz de onun doğru olduğunu düşündüğü şeyi yaptığını unutmamaya çalışın. | Open Subtitles | يجب أن تتذكرا أنه يفعل ما يظنه صحيحاً |
| İkiniz de onun doğru olduğunu düşündüğü şeyi yaptığını unutmamaya çalışın. | Open Subtitles | يجب أن تتذكرا أنه يفعل ما يظنه صحيحاً |
| Benim için en iyi olduğunu düşündüğü şeyi yapıyor. | Open Subtitles | انه يفعل الامور التي يظن انها الافضل لي |
| Benim için en iyi olduğunu düşündüğü şeyi yapıyor. | Open Subtitles | انه يفعل الامور التي يظن انها الافضل لي |
| Bütün programı izledi. En son istasyonda, bagajı olduğunu düşündüğü şeyi almak için kalktığında başını perde çubuğuna çarptı ve kendi oturma odasında olduğunu anladı. | TED | لقد شاهد كل البرنامج، وعند المحطة النهائية، قام ليلتقط ما يعتقد بأنها حقيبته وارتطم رأسه بحامل الستارة وأدرك أنه في غرفة الجلوس خاصته. |
| Herkesin yapacağımı düşündüğü şeyi yapmayacağım: | Open Subtitles | لن أفعل ما يعتقد الجميع أني سأفعله |
| Ama sadece en iyi olduğunu düşündüğü şeyi yapıyor. | Open Subtitles | انه يفعل ما يعتقد انه الصواب وحسب |
| - Doğru olduğunu düşündüğü şeyi yapıyordu Will. | Open Subtitles | - لقد كان يفعل ما يظنه صحيحاً يا (ويل) |
| - O, doğru olduğunu düşündüğü şeyi yapıyordu Will. | Open Subtitles | -لقد كان يفعل ما يظنه صحيحاً يا (ويل ) |
| Adrian doğru olduğunu düşündüğü şeyi yapıyordu. | Open Subtitles | لقد كان (ادريان) يعمل ما يظنه صائباً. |