| Daha doğrusu, bir hırdavat dükkanının deposu. | TED | ولأكون أكثر دقة، ساحة الأخشاب من متجر الخردوات. |
| Antika dükkanının bulunduğu köşedeki evde oturuyorum bilirsin önünde tahta Kızılderili heykelinin olduğu ev. | Open Subtitles | أنا اعيش على الناصية بجوار متجر التحف ذلك المتجر حيث يوجد الهندي الخشبي أمامه |
| Bu gece saat ona doğru, evcil hayvan dükkanının arkasına gelmeni istiyor. | Open Subtitles | من المفترض أن تقابله الليلة خلف متجر الحيوانات عند الـ10مساءً |
| Crump'lar hırdavat dükkanının bodrumunda kilitli kalmışlar. Çıkartalım mı? Tamam. | Open Subtitles | .الشخصان المراقبان محتجزان في قبو محل الخردوات هل أخرجهما ؟ |
| Buldum! Bunun için hırdavat... dükkanının dışındaki adamlardan birini tut. | Open Subtitles | عرفت، اطلبي من اولائك الرجال خارج محل الخردوات للقيام بهذا |
| dükkanının önünde uyuşturucu satan çocuklarla dalaşmış. | Open Subtitles | دَخلَ هناك مع طفلِ يَبِيعُه مخدّرات خارج متجره |
| Müzik dükkanının kapanmasına sadece beş dakikam var. | Open Subtitles | أسرع، أمامي خمس دقائق فقط قبل أن يغلق متجر المعدات الموسيقية. |
| - bu da video dükkanının görünüşte kapalı olduğu anlamına gelir! | Open Subtitles | واللذي يعني ان متجر الافلام ظاهرياً مغلق |
| "Seni babamın dükkanının önünde görürdüm ve sonra çıktık ve seninle sevişmeme izin verdin." | Open Subtitles | إيميلي، أعتدت أن أراكي خارج متجر أبي وكنت أريد مواعدتك والقيام بعلاقة معك |
| Kimsenin içki dükkanının önünde dikilmesine izin vermeyin. | Open Subtitles | لا تدعوا اي احد يتسكع امام متجر الكحوليات |
| Görünüşe göre şapka dükkanının üstündeki daireyi tutuyor. | Open Subtitles | لا أعلم ما يعنيه ذلك ولكن يبدو انه يوجد إختلاف كبير وهو يستأجر الشقه التي تعلو متجر قبعاتها |
| Tren istasyonunun yanındaki, kıyafet mağazasının bitişiğindeki sahte kimlik yapılan nargile dükkanının yanında. | Open Subtitles | إنّه بجانب محطة القطار ومتجر الملابس يقع بالقرب من متجر الأجراس حيث يطبعون الهويات المزيفة |
| Kurtlar, çürümüş yüzler ve fırlamış bağırsaklar seni rahatsız etmiyor... ama kasap dükkanının kokusu rahatsız ediyor, öyle mi? | Open Subtitles | الديدان والعفن والأحشاء البارزة لا تزعجكِ ولكن روائح متجر الجزار تزعجكِ؟ |
| Bijapur köyünde, nehrin kenarında, Bholabhai'nin dükkanının yakınında. | Open Subtitles | قرية بيشابور قرب شاطيء النهر. بجانب محل بهلابي. |
| Bir likör dükkanının önünde 50 yaşlarında yaşlı, baygın bir adam bulacaksınız. | Open Subtitles | فى مواجهة محل ليكور سوف تجد رجل يبلغ من العمر 50 عاما , فاقد للوعى |
| Senin dev neon ışıkları olan bir falcı dükkanının üst katında yaşadığını düşünüyordum. | Open Subtitles | توقّعتك تعيش فوق محل تخزين مع لمبة عملاقة على جبهتها |
| Kapa gözlerini ve kendini bu "şeyttirdiğimin" video oyun dükkanının diğer köşesine uçarken hayal et. | Open Subtitles | اغمض عيناك وتخيل نفسك وأنت تطير وسط محل أفلام الفيديو لعين.. لأن هذا على وشك التحقيق |
| Solakların buluşması var ve Springfield'ın en büyük solaklar için eşyalar dükkanının sahibi olarak orada olmalıyım Bu yüzden benim minik yavrularıma dadılık eder misin? | Open Subtitles | مؤتمر أصحاب اليد اليسرى في البلدة وكمالكٍ لأكبر محل صاحب يد يسرى في سبرينغ فيلد يجب أن أكون هناك |
| dükkanının yakınındaki bir istasyondan binip Bronx son durağa gidiyormuş. | Open Subtitles | كان يسافر من مترو الأنفاق ويتوقف بالقرب من متجره إلى المحطّة الأخيرة في حي "برونكس" |
| Fairview likör dükkanının kamerasından görüntü almışlar. | Open Subtitles | .. لديهم صورة من كاميرا المراقبة في محلّ .. .. "كحوليات "فيرفيو |
| Demirci dükkanının sahibi. | Open Subtitles | تملك دكان الحدادة الان |
| dükkanının kapanıyor olması seni çok endişelendiriyor biliyorum ama sana güzel bir haberim var. | Open Subtitles | اعلم انك قلقة بشأن متجرك لكن لدي أخبار جيدة |
| Teddy memleketinden kaçıp lastik dükkânının yeni bir şubesini açmak istedi. | Open Subtitles | ,تيدي أراد أن يفتتح فرع جديد لمتجر الإطارات لكي يهرب مع تلقاء نفسه |
| Yan tarafta Bir Tofu dükkanının amblemi vardı. | Open Subtitles | انا فقط رايت اعلا ن لمحل الفول على سيارته |
| Sanırım likör dükkanının kapısını çalmalıyız. | Open Subtitles | أَعتقدُ بأنّنا يَجِبُ أَنْ نصطدم بمحل بيع المشروبات الكحولية. |