| Güzel şeyler yapmak istemiyorum. Ben dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek istiyorum. | TED | لاأريد تصميم أشياء جميلة. أريد جعل العالم مكاناً أفضل. |
| aktif olarak paralarına, kaynaklarına, inançlarına ve sorumluluklarına yön veriyor, böylelikle dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çabalıyorlar. | TED | أنها تقوم بنشاط توجيه أموالهم، ومواردها، قلوبهم، بالتزاماتها، لجعل العالم مكاناً أفضل. |
| Çalışmaya devam ettiler ve doğrusu da buydu. Bu dünyayı daha iyi bir yer haline getirdi. | Open Subtitles | وكانوا محقين في فعل ذلك لقد جعل العالم مكاناً أفضل |
| İnsanların, hikâyelerin dünyayı daha iyi bir yer hâline getirdiğini söylemeleri alışılmamış bir şey değildir. | TED | إنه من غير المالوف أن تسمع الناس تقول أن القصص تجعل العالم مكانًا أفضل. |
| İkincisi, seyirciler hikâye anlatımının düşünsel bir iş olduğunu fark ederlerse, dünya daha iyi bir yer hâline gelebilir. | TED | ثانيًا، سيكون العالم مكانًا أفضل إذا أدركت الجماهير بأن رواية القصص هي عمل فكري ثقافي. |
| Amacım; dünyayı yakıp yıkmak mı yoksa, ailem için daha iyi bir yer hâline getirmek mi? | TED | هل هدفي حرق الأرض أم جعلها مكانًا أفضل لعائلتي؟ |
| Seyircilerin dünyayı daha iyi bir yer hâline getirmek için neler yapabileceğine dair birkaç düşünce daha. | TED | لذلك، إليكم بعض الأفكار الختامية حول ما يستطيع الجماهير عمله لجعل العالم أفضل مكانًا. |
| Dünyayı daha iyi bir yer haline getiriyor olmalıydık! | Open Subtitles | كان يفترض بنا أن نجعل العالم مكاناً أفضل |
| Alakası bile yok ama dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için şansınız var. | Open Subtitles | كلا بعيد عن ذلك لكن لديكِ فرصة حقيقية لجعل العالم مكاناً أفضل |
| Şu andan itibaren, şikayet etmeyi bırakıp dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye odaklanacağım. | Open Subtitles | من الآن فصاعداً سأتوقف عن التذمر وأعمل جاهداً على أن يكون العالم مكاناً أفضل روسيه واحده في الوقت الواحد |
| Bir sürü şey... Seyahat. Dünya'yı daha iyi bir yer haline getirme. | Open Subtitles | والكثير من الأشياء , السفر , جعل العالم مكاناً أفضل |
| Ama hep doğru olanı yapıyorum. Bu dünyayı daha iyi bir yer haline getiriyorum. | Open Subtitles | لكنني أفعل الصواب دوماً لأجعل من العالم مكاناً أفضل |
| O dünyayı daha iyi bir yer haline getirdi ve bu pek ucuz bir şey değil." | Open Subtitles | لقد جعل الهعالم مكاناً أفضل ن ولكن هذا أحياناً يأتي بثمن |
| Konsensus protokollerde paxos algoritması ile dünyayı daha iyi bir yer haline getiriyoruz. | Open Subtitles | نحن نجعل العالم مكاناً أفضل من خلا خواريزمات باكسوس للبروتوكولات المتوافقة |
| Ona erişmek için birbirinizi öldürmeye niyetliyseniz herhangi birinizden kurtulduğunda dünya daha iyi bir yer hâline gelecektir. | Open Subtitles | والرب وإبليس نفسه تريدون قتل بعضكم لاستخدامه العالم سيكون مكانًا أفضل بدونكم جميعًا |
| Ve hepimize, dünyayı daha iyi bir yer hâline getirmemizi sağlayacak kendimizden daha büyük bir şey yaratmak için ihtiyacımız olan ilhamı verecek olan da yine bu süper güçtür. | TED | والقوة الخارقة هي التي نستطيع جميعًا اللجوء إليها لإلهامنا صنع شيء أكبر من أنفسنا، مما سيساعد على جعل العالم مكانًا أفضل. |
| Birincisi, eğer seyirciler daha meraklı ve daha şüpheci olup sevdikleri hikâyeleri oluşturan sosyal bağlam hakkında daha çok soru sorarlarsa eğer, dünya daha iyi bir yer hâline gelebilir diye düşünüyorum. | TED | أولاً، أعتقدُ ان العالم سيكون مكانًا أفضل إذا أصبحت الجماهير أكثر فضولًا وأكثر ريبةً وتطرحُ المزيد من الأسئلة حول سياق العدالة التي تنتجُ تلك القصص التي يحبونها كثيرًا. |
| Hikâyelerin dünyayı daha iyi bir yer hâline getirmediğini düşünmemin üçüncü nedeni şu; kişisel anlatıma kendimizi öyle çok kaptırıyoruz ki, büyük resmi görmeyi unutuyoruz. | TED | أعتقد أن السبب الثالث بأنه ليس بالضرورة أن تجعل القصص العالم أفضل مكانًا هو لأننا في الغالب نستثمر وقتنا في السرد الشخصي وننسى أن ننظر في الصورة الأكبر. |