Piyasadaki alışveriş, onların kabulüne göre, alışverişi yapılan malların anlamını veya değerini değiştirmez. | TED | تداول السوق، كما يفترضون، لا يغيّر المعنى أو القيمة للسلعة التي يتم تداولها. |
Bu sırf biriyle yatmak için kötü bir karar verdiğin gerçeğini değiştirmez. | Open Subtitles | هذا لا يغيّر حقيقة أنّكَ اتخذتَ قراراً خاطئاً لأنّكَ أردتَ ممارسة الجنس |
Hatta notaları var bende. Bu senin ne istediğini değiştirmez. | Open Subtitles | أعتقد بأن لديّ النوتة الموسيقية هذا لا يغير مما تريدينه |
Evet, seni yakaladıktan sonra. Bu senin yalan söylediğin gerçeğini değiştirmez. | Open Subtitles | نعم, بعدما اكتشفت أمرك لا يغير هذا من حقيقة أنك كذبت |
Filmin bağımsız bir bölümü zamanın akışını değiştirmez veya zamanı kapsamaz; ancak parçaların birlikte dizilişiyle ortaya çıkan bir varlıktır. | TED | لا يتغير إطار واحد في الفلم أو يحتوي على تغير الزمن، ولكنها خاصية تأتي من كيف تلتصق القطع مع بعضها. |
Teal'c'in ölümü geçmişi değiştirmez,... ama devam eden yaşamı hepinizin geleceğine yardım edebilir. | Open Subtitles | موت تيلك لن يغير الماضي لكن حياته المستمرة يمكن ان تساعد كل مستقبلنا |
Bu hala yarın okul olduğu gerçeğini değiştirmez. | Open Subtitles | ذلك لايغير في الامر شيئا وستبقى الليله ليلة الدراسه |
Bak, ondan hoşlanıyor olsam bile bu yaptığımız şeyi değiştirmez. | Open Subtitles | انظر، حتى لو كنتُ معجبة به فذلك لا يُغير ما نفعله نحن |
Bu benim zararıma da olsa, bu hiçbir şeyi değiştirmez. | Open Subtitles | إنْ حدث ذلك على حسابي فهذا لا يغيّر أيّ شيء |
Ama bu, kendini acındırmak için yalan söylediğin gerçeğini değiştirmez. | Open Subtitles | ولكن هذا لا يغيّر حقيقة أنك كذبت عليّ لاستدرار عطفي |
Sana bilmek istediğin şeyi söylesem bile hiçbir şeyi değiştirmez. | Open Subtitles | حتى لو أخبرتك ما تريد معرفة، لن يغيّر شيء. |
Senin farklı olduğunu biliyorum ama içinde bir şeyin seni zehirlediğini değiştirmez bu. | Open Subtitles | أعلم أنك مختلف لكن هذا لا يغير حقيقة أنه يوجد بداخلك شيء يسممك |
Arada istisnalar olması bu gerçeği aslında değiştirmez. | TED | ووجود بعض الاستثناءات لا يغير من تلك الحقيقة على الاطلاق |
Ama bu bize 600 bin dolar borcun olduğu gerçeğini değiştirmez. | Open Subtitles | لكن هذا لا يغير من حقيقة أنك مدين لنا بستمائة ألف دولار |
Makine öğrenmesi sadece oyunculara nasıl baktığımızı değiştirmez ama oyuna nasıl baktığımızı değiştirir. | TED | فهم الآلة ليس فقط تغير كيف ننظر الى اللاعبين، انها تغير نظرتنا الى المباراة. |
Birincisi, tasarım sadece ürününüzü değiştirmez. | TED | الدرس الأول التصميم يستطيع تغير ليس منتجك فقط |
Nihayet bu kollar ve bacaklar yerlerinden ayrılır, o gerçekten önemli değildir, çünkü hiçbir şey gerçekten bunu değiştirmez. | Open Subtitles | بعدما تذهب كل الاذرع و الارجل ادراج الريح فلا يهم هذا حقيقه لانه لا شئ تغير حقيقه عمت مساء يا صديقى العزيز |
Biliyorum, biliyorum, kendim de onu bekletmeye çalışırdım... ama programını değiştirmez. | Open Subtitles | أعرف، لقد حاولت ان أعطله بنفسي ولكنه لن يغير جدول مواعيده |
Ama bu onun erkeklerle kırıştırdığı gerçeğini değiştirmez ve sense ondan, bunu kabullenmesini istiyorsun. | Open Subtitles | .. هذا لايغير حقيقة انها في الخارج تعبث مع الرجال وتطلبين منه انه يمتص غضبة |
Çözebildiğimiz sorunları çözmeye bakalım. Onun durumunu zerre değiştirmez bu. Yok artık! | Open Subtitles | نحل المشكلة التي يُمكننا حلّها ذلك لا يُغير المعادلة، سنقتلها |
Bu yine de cinayetten suçlu olduğunuz gerçeğini değiştirmez. | Open Subtitles | ذلك ما زال لا يُغيّر من حقيقة كونك مُذنباً بإرتكاب جريمة قتل |
Kocaman dev bir adam olabililirm, ama bu hiçbirşeyi değiştirmez. | Open Subtitles | أستطيع أَنْ أكُونَ رجل عملاق ضخم، و مع هذا لن يحدث فارق. |
Bak, evlat bu yaptığın şeyleri değiştirmez. | Open Subtitles | أنظر يابني، هذا لايغيّر ماقمتَ بفعله |
Onu engellemek, meydana geleceği gerçeğini değiştirmez. | Open Subtitles | الحقيقة أنّك اذا منعت الحدث فانك لا تغيّر الحقيقة بإنّه كان سيحدث |
Ama onların yarısı kadar adamımız olduğumuzu değiştirmez. | Open Subtitles | لا تُغير حقيقة أن بحوذتنا نصف الرجال. |
Ama bu hiçbir şeyi değiştirmez, değil mi? Tom, yeter. | Open Subtitles | لَكنَّه لا يُغيّرُ أيّ شئَ، أليس كذلك ؟ |
Önceden her kim olursa olsun onun için hissettiklerimi değiştirmez. | Open Subtitles | .. مهما كان قبل ذلك فهو لا يُغيِّر طريقة شعورى نحوه |
Ve bunların hiçbiri seni sevdiğim gerçeğini ya da mide hastalığında sekiz ay boyunca yanında olduğum gerçeğini değiştirmez. | Open Subtitles | وكُلّ هذا لا يَتغيّرُ الحقيقة بأنّ أَحبُّك... وبأنّني كُنْتُ الواحد فوق مَعك ومغصكَ لثمانية شهورِ. |
Burada oturup iki Alman orospuyla evcilik oynamak hiçbir şeyi değiştirmez. | Open Subtitles | جالس هنا تلعب مع عاهرتين المانياتان -ذلك لن يغيير شيء. |