| O para biriktirdi ve bunu satın aldı, ve anneme bununla evlenme teklif etti ve ben de bunu sana vermeyi düşündüm bu sayede bunun için de bizimle burada olsun diye. | TED | ولقد جمَّع المال حتى تمكن من شرائه, وطلب يدَ والدتي وأظنني سأقدمه لكِ حتى يبقى معنا أيضاً. |
| Ben de bizimle Yeni Yıl'ı geçirmek istemezdim. | Open Subtitles | إنهم لا يريدون قضاء عيد رأس السنة معنا أيضاً |
| Ben olsam ben de bizimle gitmem. | Open Subtitles | لم أكن لأذهب هناك معنا أيضاً. |
| Sulaco'da mı, yoksa EEV'de bizimle birlikte mi geldi? | Open Subtitles | هل علي السولاكو؟ وعلي أتي معنا في سفينة الطواريء؟ |
| Beatrice, Şeytan ile evlenip Cehennem'de hüküm sürecek ve sen de bizimle beraber sonsuza kadar lanetleneceksin. | Open Subtitles | سوف تتزوج بياتريس لوسيفر و سوف تتربّع على العرش في الجحيم و أنت سوف 'تلعن معنا في جهنم إلى الأبد |
| Sen de bizimle kiliseye gelmek ister misin? | Open Subtitles | هل تريدين ان تركبي معنا في السيارة للكنيسة؟ |
| Sen de bizimle gelebilirsin Jack. | Open Subtitles | يمكنكَ أن تأتي معنا أيضاً يا (جاك). |
| Bu arada Swan Hanım siz de bizimle geliyorsunuz. | Open Subtitles | ويا آنسة (سوان) يمكنك المجيء معنا أيضاً |
| Muhammed de bizimle beraber o otobüse binmeye karar verdi. | Open Subtitles | لكن محمد قرر ان يركب الباص معنا في العوده |
| - Rasputin de bizimle pikniğe gelmişti ama annem onun kafesinde kalması gerektiğini söyledi. | Open Subtitles | راسبيوتن اتى معنا في نزهه لكن ماما قالت ان عليه البقاء في قفصة |
| Belki de bizimle "Gece kuşları Çetesi" inde çalışırsın. | Open Subtitles | أو ربما يمكنِك العمل معنا في"بانديت روست" |
| - Yani- - Sen de bizimle gel. | Open Subtitles | أعني, - تعالي معنا في الموعد - |
| Christine'de bizimle birlikte hava alanındaydı. | Open Subtitles | -إلتقته (كريستين) معنا في المطار . |