| Söylediğim gibi ilk duygusal boşalmasından sonra oldukça dikkat çekici bir gelişme sergiledi. | Open Subtitles | كما أخبرتك بعد التصريف الأول هناك تحسن ملحوظ |
| Yine de... basit ve dikkat çekici... bir konuda açık olalım... bu suçlu bir adamın... hayatı! | Open Subtitles | رغم كل هذا لنكن واضحين في أمر بسيط ملحوظ |
| Minoslu kadınlar dikkat çekici bir biçimde bağımsız ve nüfuzluydular. | Open Subtitles | "كانت نساء الـ "مينويون مستقلات ومؤثرات بشكل ملحوظ |
| Şimdi, biz ve müşteriler bunu gerçekleştirmek için oldukça dikkat çekici bir şeyler yapmalıydık. | TED | لنتمكن من فعل ذلك, كان علينا نحن والعملاء أن نقوم بفعل شيء جدير بالملاحظة. |
| İnsanlarda dikkat çekici bir şey var birşeyleri denemeye başlamadan, hayır bunu yapamam diyorlar. | Open Subtitles | الشيء الذي وجدته جدير بالملاحظة هو أن بعض الناس يستصعبون هذا الأمر بدون حتى أن يحاولوا |
| Bu dikkat çekici bir çabadır. | Open Subtitles | إنه جهد ملحوظ. |
| 2005 yılında, dikkat çekici bir keşif duyuruldu. | Open Subtitles | في عام 2005، تمَّ الإعلان عن إكتشافٍ جدير بالملاحظة. |