| Bilmiyorum. dua etmekten başka yapacak bir şeyimiz kalmadı. | Open Subtitles | لا أعلم، لم يبقى لدينا شيء نفعله سوى الصلاة |
| Kendi çocuğunun mezarında dua etmekten daha dayanılmaz bir şey yoktur. | Open Subtitles | ما من شيء أصعب من تحمل الصلاة عند قبر صغيرك |
| Dümeni bu nazik ihtiyarlardan birinin üzerine kırdıktan sonra geriye dua etmekten başka birşey kalmıyor. | Open Subtitles | عندما تنكسر الدفة .... على واحدة من تلك العوارض القديمة لن يوجد شئ نفعله غير الصلاة |
| Dümen kırılırsa dua etmekten başka yapacak şey kalmaz. | Open Subtitles | عندما تنكسر الدفة .... على واحدة من تلك العوارض القديمة لن يوجد شئ نفعله غير الصلاة |
| Artık dua etmekten başka yapacak bir şey yok. | Open Subtitles | لا شيءَ أفعله الآن سوى الصلاة |
| dua etmekten utanmamalısın. | Open Subtitles | لا ينبغي أن تخجلي من الصلاة |