| Aslında Eczacının kendisi, Troina'daki dükkanına gelip, sakinleştirici alan bir kızdan bahsetti. | Open Subtitles | في الحقيقة الصيدلي نفسه قال أن فتاة بنفس أوصافها دخلت إلى صيدليته في تورينا لشراء مهدئ |
| Eczacının babama yaptığının cezasını çekmesini istiyorum. | Open Subtitles | أريد لذلك الصيدلي أن يدفع ثمن مافعله لأبي |
| Bu seferki Eczacının omuriliğini kırıp onu öldürmüş. | Open Subtitles | هذه قد تسببت في مقتل الصيدلي وتحطيم عموده الفقري |
| - George Bailey. Eczacının kulağına vurduğu çocuk bu. | Open Subtitles | أتقصد ذلك الصبي الذي صفع الصيدلي أذنه؟ |
| Reçeteyi bize göstermek için Eczacının ikna edilmesi | Open Subtitles | إقناع الصيدلي ليبين لنا وصفة طبية |
| İsterseniz, Eczacının adını bulabilirim. | Open Subtitles | إن أردت سأحضر لك اسم الصيدلي |
| Eczacının öldürülmesinden. | Open Subtitles | بتهمة قتل الصيدلي |
| Eczacının önerisi. | Open Subtitles | ... ال اقتراح الصيدلي |