| Ama gördüğüm en garip şey hepsini geride bırakıyor. | Open Subtitles | لكن أغرب شيء رأيته ف حياتي يفوق كل ما رأيته |
| Olabilecek en garip şey, onun buraya geldiğini görmekti. | Open Subtitles | هذا أغرب شيء حصل لي هنا أن أراه يأتي الى هنا |
| Pekala, bu şimdiye kadar gördüğüm en garip şey ama görünen o ki işe yarıyor. | Open Subtitles | حسنا، لابد أن هذا أغرب شيء رأيته في حياتي لكن يبدو أنه ناجح |
| Ama buzul mağaraları hakkındaki en garip şey tüm mağaranın hareket ettiğidir, çünkü o bir buz bloğunun içinde oluşmuştur ve küçük bir şehir büyüklüğünde yavaşça dağdan aşağıya doğru kaymaktadır. | TED | لكن أغرب شيء حول الكهوف الجليدية هو كون الكهف كلّه يتنقّل لأنّه تشكّل فوق كتلة جليديّة بحجم مدينة صغيرة تنزلق ببطئ على منحدر جبليّ. |
| Hayır, en garip şey şu an içeri giriyor. | Open Subtitles | لا ، أغرب شيء ها هو يخرج الى هنا |
| Bugün duyduğum en garip şey değil. | Open Subtitles | ليس أغرب شيء لقد سمعت هذه الليلة. |
| Şimdiye dek gördüğün en garip şey neydi? | Open Subtitles | ما أغرب شيء رأيته هنا من قبل؟ |
| Onun hakkındaki en garip şey nedir? | Open Subtitles | أغرب شيء بشأنها؟ |
| Onun hakkındaki en garip şey? | Open Subtitles | أغرب شيء بشأنها؟ |
| Haven'da olan en garip şey bu mu olurdu sence? | Open Subtitles | أعني هل هذا سيكون أغرب شيء يحدث في (هيفن)ـ |
| Bu şimdiye kadar gördüğüm en garip şey. | Open Subtitles | هذا أغرب شيء شاهدته في حياتي |
| en garip şey. | Open Subtitles | أغرب شيء. |
| en garip şey. | Open Subtitles | أغرب شيء. |