| Bu eski şeyler boka battı mı ne yapacakları belli olmaz. | Open Subtitles | لا , هذه الأشياء القديمة صنعت لتقاوم الوحل |
| Ve, evet, eski şeyler değerli olur, ama Brendan McHale kitabı vermek yerine, birinin onu öldürmesine izin verecek kadar şanssız mıydı? | Open Subtitles | ونعم، الأشياء القديمة ذات قيمة، ولكن كان برندان مكهيل سيء الحظ فقط جعل شخصاً ما قتله بدلا من الانتهاء؟ |
| eski şeyler satan bir dükkan, hediyelik gibi. | Open Subtitles | المكان الذي يبعون به الأشياء القديمة |
| ...aynı eski şeyler. | Open Subtitles | نفس الشيء القديم |
| Hayır işte, sürekli aynı eski şeyler. | Open Subtitles | -كلاّ، إنّها نفس الشيء القديم مراراً وتكراراً . |
| Heralde arabamda kokulu eski şeyler olması lazım. | Open Subtitles | هذا رائع على الأرجح لدي شيء قديم ذو رائحة كريهه في السيارة |
| - eski şeyler beni rahatsız eder. | Open Subtitles | الأشياء القديمة تجعلني غير مرتاحة |
| Tıpkı şapkan gibi bütün eski şeyler hakkında bilgi sahibidir. | Open Subtitles | ويعرف عن كل الأشياء القديمة كقبعتك |
| Burada çok fazla eski şeyler var. | Open Subtitles | هناك الكثير من الأشياء القديمة هنا |
| Evet, eski şeyler harika. | Open Subtitles | نعم ، الأشياء القديمة رائعة |
| Aynı eski şeyler. | Open Subtitles | الأشياء القديمة نفسها |
| - Hangi eski şeyler? | Open Subtitles | - ماهي هذي الأشياء القديمة? |
| Ama bebekler konusunda eski şeyler, tekrar yeni olmaya başladı. | Open Subtitles | لكن عندما يتعلق الأمر بالأطفال ، كل شيء قديم يُصبح جديداً مُجدداً |
| Bütün eski şeyler tekrar yeni oldu. | Open Subtitles | كل شيء قديم يعود جديداً |