| Saleem anlatıyor: ''Kimim, neyim ben? Cevabım: Ben, benim yeteneğimden etkilenen dünyadaki her şey, herkesim. | TED | يروي سليم: من أنا؟ إجابتي: أنا كل شخص وكل شيء موجود في العالم تأثر بي. |
| Parçacık hızlandırıcı patlamasından tek etkilenen ben değildim, değil mi? | Open Subtitles | اليس كذلك ؟ لم اكن انا الوحيد الذي تأثر بإنفجار المسرع الجزئى ,اليس كذلك؟ |
| Üniversite öğrencileri kolayca etkilenen ve bir ortama girip kendilerini bulmaya çalışan kişilerdir. | Open Subtitles | طلاب الجامعة هم سريعو التأثر يتوقون لايجاد مكانهم في العالم |
| Fakat bundan etkilenen sadece isyerleri degil. Siradan insanlarin gunluk faaliyetlerine de girmis durumda. | TED | لكن، ليس العمل فقط هو الذي يتأثر بهذا. في الحقيقة، يحتشد هذا المثال في الأنشطة اليومية لأناس عاديين. |
| O yüzden etkilenen alan hakkında hiç bir bilgimiz yok. | Open Subtitles | لذا نحن ليس لدينا أدنى فكرة عن حالة المنطقة المتأثرة |
| etkilenen insanlar yine de paralarını alacak ama NBC'de alacak. | Open Subtitles | الناس المتضررين, سيحصلون على نقود, ولكن أيضا إن بي سي. |
| Bu tedaviyi Albay O'Neill ve temizlik ekibine ulaştırmalı ve etkilenen bölgeye yaymalarını sağlamalıyız. | Open Subtitles | يجب أن ننشر العلاج للكولونيل أونيل وفريق الاحتواء ليتمكنوا من نشره في المنطقة المصابة |
| İki yıl önce Parçacık Hızlandırıcı patlamasından etkilenen insanların verilerini düzenliyoruz. | Open Subtitles | نجمع معلومات عن أناس تأثروا بانفجار جُسيم المُسرِّع منذ عامين |
| Öncelikle bu trajediden etkilenen herkese üzüntülerimi bildirmek isterim. | Open Subtitles | أولا دعوني أقول أن قلبي يتمزق لهذا لكل من تأثر بهذه المأساة |
| Ben Johnny'den gelen maddede etkilenen tek kişi değildim. | Open Subtitles | لم أكن الشخص الوحيد الذي تأثر بالمادة اللزجة التي خرجت من جوني |
| Bu anın romantizminden etkilenen tek kişi ben miyim acaba? | Open Subtitles | هل أنا الشخص الوحيد الذي تأثر برومانسية هذه اللحظة؟ |
| Dr. King'le ilk tanıştığımda kolayca etkilenen doktorasını henüz tamamlamış biriydim. | Open Subtitles | عندما التقيت ب"د.كنغ" لاول مرة كدكتورة متعينة حديثا و سريعة التأثر |
| Devam etmeyi bıraktılar çünkü bunların kolay etkilenen çocukların sigaraya başlatacağını düşündüler. | Open Subtitles | لقد تم إيقافُ إنتاجها لأنهم ظنّوا أنها تحثُّ الأطفال سهلى التأثر على التدخين.. |
| En çok etkilenen kişi olduğum halde ben rahatsız olmazken, senin neden rahatsız olduğunu anlayamıyorum. | Open Subtitles | لا أفهم إن كنت أهم مستهدف لم يتأثر فلماذا تكون أنت |
| O yüzden etkilenen alanın durumunu bilmiyoruz. | Open Subtitles | لذا نحن ليس لدينا أدنى فكرة عن حالة المنطقة المتأثرة |
| Yardımlaşma çabasında, afetten etkilenen insanların tam katılımını sağlamak her zaman için ulaşılamaz bir ülkü olmuştur. | TED | دائما ما كان مثاليا وبعيد المنال ضمان المشاركة الكاملة للأشخاص المتضررين من الكوارث في الجهود الإنسانية. |
| etkilenen bölgeler çıkarıldıktan sonra normal dokular işlerini yapmaya başlayacak. | Open Subtitles | بمجرد التخلص من الأماكن المصابة سيعاد النسيج الطبيعي لموضعه |
| Sadece bu olaydan, herkesten çok etkilenen çocukları gözetmek istiyorum. | Open Subtitles | أنا فقط أحاول العثور على الطلاب الذين تأثروا بشدة من جراء هذا |
| Okyanusun asit oranından etkilenen pek çok fizyolıjik durum var. | TED | هناك العديد من العمليات الفيزيولوجية التي تتأثر من حموضة المحيطات. |
| etkilenen şahıs ile eşkaline uyan bir otostopçu aldığını söyledi. | Open Subtitles | الشخص المصاب يقول أنه أوصل شخص يطابق أوصافه |
| Buna, enkazın yarattığı yüksek hava kirliliği de eklenince etkilenen mahallelerin çoğunun tahliyesini hızlandırdı. | Open Subtitles | هذا المستوى العالي من تلوث الهواءالناجمعن التدمير.. سارع عملية الإجلاء لكثير من المناطق الحضرية المتضررة. |
| Gellar onu, genç ve kolayca etkilenen beyinlere anlattığı imansız öğretilerin gerçekleştiği yerde hazırlamış. | Open Subtitles | "سجّاه (غلر) في المكان الذي يدعو فيه الشباب وسريعي التأثّر إلى عقيدة كفره" |
| Direkt olarak etkilenen kişilerin sesleri hikâyeye öncülük ediyordu, gazetecilerin ve sosyal medyada yorum yapanlar değil. | TED | كانت أصوات هؤلاء المتأثرين مباشرةً في مقدمة القصة -- لا أصوات الصحفيين والمعلقين في وسائل التواصل الاجتماعي. |