| O evde kalmayı ve hep aynı tabak dolusu makarna ile bardak dolusu bira içmeyi sever. | Open Subtitles | يحب البقاء بالمنزل بنفس الطبق من المكرونة الاسباجيتي و كوب من الخمر |
| Hep evde kalmayı, NPR yapmayı tercih ettim. | Open Subtitles | كنت أفضل البقاء بالمنزل أستمع إلى الموسيقى |
| Benim için hiçbir şey fark etmez. Belki de bir yıl Izzy ile evde kalmayı denemeliyim. | Open Subtitles | لم لا أجرب البقاء بالمنزل مع (إيزي) لمدة عام؟ |
| Bayan Garza evde kalmayı istememiş. | Open Subtitles | لم ترغب السيدة غارزا في البقاء في المنزل. |
| # # Bebeğim bir seçim yaptı, işe gelmeyi değil evde kalmayı seçti. # | Open Subtitles | حبيبتي قررت البقاء في المنزل وعدم الذهاب للعمل |
| evde kalmayı tercih ederlermiş gibi görünüyorlar. | Open Subtitles | منظرهم يوحي بأنه من الأفضل لهم البقاء في المنزل |
| "Sinemaya mı gitmek istersin yoksa evde kalmayı mı?" diye sordu. | Open Subtitles | "قال لي (آندرو) : " أتودين الذهاب للسينما أم البقاء بالمنزل ؟ |
| Bazen davetleri kabul ediyor, sonra evde kalmayı yeğliyoruz. | Open Subtitles | نقبل بعض الدعوات ثم نقرر أن من الأفضل البقاء في المنزل |
| Köpeğin mamasını vermeyi unutma ve neden bu gece evde kalmayı denemiyorsun? | Open Subtitles | لا ننسى لإطعام الكلب. لا, لماذا لا يمكنك البقاء في المنزل. |
| Bilmiyorum. evde kalmayı tercih ederim galiba. Üzgünüm. | Open Subtitles | لا ادري افضل البقاء في المنزل , آسفة |
| Biz çok sakin insanlarızdır. evde kalmayı tercih ederiz. | Open Subtitles | نحن هادؤن جدا نحب البقاء في المنزل |
| Ufaklıkla evde kalmayı seviyor. | Open Subtitles | تحب البقاء في المنزل مع الصغير |
| - Ben de evde kalmayı. | Open Subtitles | أنا البقاء في المنزل عوضاً |