| Filminde çalışıyor olsaydı, farklı olurdu, fakat çalışmıyordu. | Open Subtitles | سيكون مختلف لو أنها تعمل على فيلمك لكن كلا |
| Yalan söylemesini daha önce öğrenmiş olsaydın bazı şeyler farklı olurdu. | Open Subtitles | لو تعلمت الكذب قبل اليوم كان الأمر سيكون مختلف |
| Söylemesi zor. Hayatım çok farklı olurdu. | Open Subtitles | من الصعب قول ذلك، كانت حياتي لتكون مختلفة تمامًا. |
| Ona baba deseydin, aranız çok farklı olurdu. | Open Subtitles | لو أنك ناديته بأبي لاختلفت الأمور بينكما |
| Eğer herkes böyle düşünseydi insanlık tarihimiz çok farklı olurdu. | Open Subtitles | هل سيختلف تاريخنا كبشر إذا شعر الجميع بنفس الطريقة ؟ |
| Evet. Ama yine de onu evlatlık vermeseydim her şey daha farklı olurdu. | Open Subtitles | نعم، إلّا أنّ الأحوال كانت لتختلف كثيراً لو احتفظتُ به |
| Bu İncili bana bıraksaydın, farklı olurdu. | Open Subtitles | اذا كنت قد تركت لى هذا الانجيل لاختلف الامر ، لم أكن لأستطيع قراءته و لكن |
| Eğer bu eğim oluşmasaydı her şey çok daha farklı olurdu. | Open Subtitles | فبدون هذا الميلان الخطير لأختلف كل شيء على هذا الكوكب |
| Fakat oylama şekilleri çok farklı olurdu. | TED | لكن الطريقة التي سيصوت بها الناس ستكون مختلفة تماما. |
| Eğer yakınlarda bir ailemiz ya da özel bir yerimiz olsaydı belki farklı olurdu ama yok. | Open Subtitles | لو كان لدينا عائلة قريبة أو مكان يعني شيئاً مميزاً لكان الأمر مختلفاً |
| Tabi eğer penceresinin önünden uçan Pterodactyl'i görmüş olsa hikâyemiz tamamen farklı olurdu. | Open Subtitles | وإلا كان قد شهد الزاحف المجنح يطير من نافذة منزله وكانت قصتنا اختلفت اختلافا جذريا |
| Biliyor ki, gerçek hayatta taktiğin tamamen farklı olurdu, hiç acı hissetmeyeceğini bilseydin. | Open Subtitles | هو يعلم أنه في الوضع الحقيقي أن الخطه ستكون مختلفه بالكامل عندما لا تشعر بأي ألم |
| Judith ve ben ikimiz de birileriyle çıkıyor olsaydık farklı olurdu. | Open Subtitles | سيكون مختلف لو كلانا نواعد شخص ما |
| Eğer onun yeteneğine rastlamasaydım her şey daha farklı olurdu. | Open Subtitles | إذا لم أقابل موهبته كل شيء سيكون مختلف |
| Elbette,farklı olurdu. | Open Subtitles | ذلك بالطبع سيكون مختلف |
| Bana sorarsan hafif ısırmalı engizisyon çok daha farklı olurdu. | Open Subtitles | إسمعي، أعتقد أنّ محاكم التفتيش كانت لتكون مختلفة جدّاً مع القضم في إعتقادي. |
| Eğer ben aşağıdayken tetiğe basmasaydı, işler daha farklı olurdu. | Open Subtitles | إن لم يضغطوا ذلك المفتاح أثناء غيابي في تلك الحفرة لاختلفت الأمور |
| Arthur büyü yapabildiğini bilseydi her şey çok farklı olurdu. | Open Subtitles | تعرف، إن علِم (آرثر) أنّك تمتلكُ سحرًا، لاختلفت الأمور تمامًا. |
| En küçük oğluma sorulsaydı bu tanım farklı olurdu. | TED | سيختلف هذا إن كان ابني الصغير هو المسؤول. |
| Daha önce kendiliğinden böyle bir şey yapmış olsaydın farklı olurdu. | Open Subtitles | كان الأمر سيختلف لو كنت فعلت شيىء كهذا من قبل |
| Kötülüğü değil de seni seçmiş olsaydım işler belki de farklı olurdu. | Open Subtitles | كانت لتختلف الأحوال لو أنّي ...فضّلتك على لو اخترتك عوض الشرّ |
| Bana o mine iğnesini saplamış olsaydı işler çok daha farklı olurdu. | Open Subtitles | "لو كانت حقنتني بحقنة (الفيرفين)، لاختلف الأمر جذريًّا" |
| Yani geleceğe yönelik falan olsaydı farklı olurdu evleniyor falan olsaydık... | Open Subtitles | و لو كنا سنتزوج لأختلف الأمر ماذا؟ |
| Bana söylemiş olsan... her şey çok farklı olurdu. | Open Subtitles | لو انك أخبرتنى فقط أعتقد انه هناك أشياء كانت ستكون مختلفة |
| Ama isteğim dışında sex yapmış... olsaydık herşey farklı olurdu. | Open Subtitles | أما لو أقمنا علاقة دون إرادتي لكان الأمر مختلفاً |
| Klara, benim hakkımda hissettiklerinizi baştan bilebilseydim her şey çok farklı olurdu. | Open Subtitles | "كلارا " ، إذا كنت أعرف منذ البداية بمشاعرك نحوى لكانت الأوضاع قد اختلفت |
| İkimiz arasında her şey çok farklı olurdu. | Open Subtitles | الأمور ستكون مختلفه بيننا |