| Charlie, erken konuşmak istemem ama sanırım Abdul Fatah'ı bulduk. | Open Subtitles | تشارلي , لا اريد التكلم مسبقا لكن اعتقد اننا وجدنا فتاح |
| Bugün Fatah'ı öldürmek için hepsini kaybetmeyi göze alamayız. | Open Subtitles | لا نريد ان نضع تلك العلاقة على المحك لمجرد القضاء على فتاح اليوم |
| Efendim, eğer sabırlı olursak sadece Fatah'ı değil tüm bağlantılarını da ele geçiririz. | Open Subtitles | سيدتي, اذا نحن صبورين,لن نتمكن فقط من الامساك ب فتاح فقط سوف نقبض على كامل العصابة |
| Eğer o saldırıyı yapıp sadece Fatah'ı ele geçirseydik benim fikrimce Sheik Hukam'ı kaybederdik. | Open Subtitles | لو اطلقنا القوات اليوم وفقط قبضو على فتاح في رأي, كنا سنضيع شيخ حكم |
| Biliyorum burada yeniyim ama Fatah dünyada en çok arananlardan biri. | Open Subtitles | انا اعرف اني جديد هنا لكن عبد الفتاح احد اكثر الرجال المطلوبين في العالم |
| Kabil'de Fatah'la ne yaptığınızı biliyoruz. | Open Subtitles | نحن نعلم ماذا فعلتي مع فتاح في كابول |
| Mısır polisi Omar Fatah'ın Amerikalı bir gazeteciyi kaçırdığını bildirdi. | Open Subtitles | الشرطة المصرية لتو أبلغتنا عن (عمر فتاح) خطف مراسلين أمريكين |
| "Ona Fatah'tan bahsettin mi? | Open Subtitles | هل لقت لها بشأن فتاح يعرفون |
| Yaşayan herhangi birine Fatah'tan bahsettin mi? | Open Subtitles | هل قلت لأي أحد، أي روح حية بشأن (فتاح) ؟ |
| Hayır, Fatah ajansın döndürdüğü en yüksek rütbeli teröristti. | Open Subtitles | لا (فتاح)، مصنف أخطر إرهابي وقد تحولت هذه الوكالة من أي وقت مضى |
| Fatah'la buluştuğunda o da oradaydı, değil mi? | Open Subtitles | لقد كان معك هناك عندما إلتقيتِ بـ (فتاح)، صحيح ؟ |
| Fatah dünyada en çok arananlardan biri. | Open Subtitles | (فتاح)، واحد من أكثر الرجال المطلوبين بالعالم |
| - Umarım Fatah'ın yanındaki adamın biraz aydınlatabilir. | Open Subtitles | نأمل، أن ضابط قضيتك اقترب من (فتاح) على أمل توضيح الأمور |
| Ve gerçek şu ki Nick Vera'yla birlikte üç yıldır Fatah'ı kullanıyoruz. | Open Subtitles | والحقيقة هي، أني أدرت (فتاح) لمدة ثلاث سنوات مع (نيك فيرا) |
| Evet, sadece Fatah ve Hakam'ı halledip buna zafer diyelim. | Open Subtitles | اجل، دعونا فقط نتخد الإجراءات اللازمة على (فتاح) و(حكام) ونسميه نصر |
| - Fatah için çok halkın içinde değil mi? | Open Subtitles | هذا جمهور قليل لـ(فتاح)، أليس كذلك؟ اخرج |
| Fatah'ın adam kaçırmasından görüntüler var. | Open Subtitles | حصلنا على لقطات بالخطف الذي قام به (فتاح) |
| 36 saat önce bu adam, Thomas Logan, WNR habercisi Omar Fatah tarafından kaçırıldı. | Open Subtitles | قبل 36 ساعة هذا الرجل، (توماس لوغان) مراسل من قناة (دبل يو ار) أختطف من قبل (عمر فتاح) |
| Fatah eğer işine yaramasa böyle bir açığa çıkma riskini almaz. | Open Subtitles | (فتاح) لن يخاطر بهذا النوع من الكشف إلا إذا خدمه ذلك بطريقةٍ ما |
| FBI yasaklamaya çalışacak ama seni Fatah'la geçmişinden dolayı bu işte istiyorum. | Open Subtitles | الآن مكتب التحقيقات الفدرالي سيتولا الإعتراض لكن أريدك المتوليه بسبب الاستهداف، التاريخي لك مع (فتاح) |
| Yani eğer Abdul Fatah'ı kovalayıp Dr. Butler'ı bırakırsak birkaç saat içinde kafası kesilecek. | Open Subtitles | تقول, نطارد عبد الفتاح الذي نشك من هو, ونتجاهل دكتور بتلر الذي نعرفه د.بتلر الذي سوف ينشرون رائسه |