| Eşsiz,... ...çok çok özel,... ...bireyci ve çoğunlukla da... ...baştan çıkarıcı.... ...bazı kadın karakterlerle fazla zaman... ...harcamak benim kaderim. | TED | الآن قُدِرَ لي تمضية الكثير من الوقت مع بعض الشخصيات الفريدة, خاصة جداً, فردية , و احياناً خواص أنثوية مغرية. |
| Ve kayıt dışı ekonomiyi öğrenmek için Çin'de epey fazla zaman harcadım. | TED | قضيت الكثير من الوقت الإضافي في الصين لكي أعرف الاقتصاد غير الرسمي. |
| Öyleyse yayılması, havadan gelen bir virüsten daha fazla zaman alacak. | Open Subtitles | لذا سيستغرق وقتاً طويلاً حتى ينتشر كما يفعله الفيروس المنتقل جواً؟ |
| Onunla fazla zaman geçirme. Tilki gibidir, seni kandırır. | Open Subtitles | لا تقض وقت طويل معه لانه من الممكن ان يغيير أفكارك |
| fazla zaman olmadı, yoksa onlar da olmuş olurdu. | Open Subtitles | ما كان هناك وقت كثير جدا أو هم كانوا سيحدثون أيضا |
| Çok fazla zaman yok, aslında hiç zaman yok. | Open Subtitles | ليس هُناك مزيد من الوقت، ليس هُناك متسع من الوقت إطلاقاً. |
| Ona daha fazla zaman vermeliyiz. Bakın, Zeyna geri dönecektir. | Open Subtitles | يجب أن نعطيها المزيد من الوقت انظر، زينا ستعود به |
| Ama olayların getirdiği acımasız noktada elimde çok daha fazla zaman vardı. | Open Subtitles | لكن فى بعض الخدع القاسية للأحداث لدى الآن وقتاً أكثر بين يدى |
| - Bana Nato Komuta Merkezini bağla. Artık ona daha fazla zaman veremem. | Open Subtitles | أحضر لي مركز قيادة الناتو لا يمكن أن أعطيه وقت أكثر من ذالك |
| Bu günlerde herhangi bir şey yapmak oldukça fazla zaman alıyor. | Open Subtitles | يبدوا أن عمل أي شئ هذه الأيام يتطلب الكثير من الوقت |
| Tehlikede olan çok şey var, ancak çok fazla zaman yok. | Open Subtitles | يوجد الكثير من الأمور على المحك ولا يوجد الكثير من الوقت |
| Bu gözlüğü alabilmek için çok fazla zaman ve para harcadım. | Open Subtitles | قضيت الكثير من الوقت والمال من أجل الحصول على هذه النظارات. |
| Sürekli meşgul bir adam duş almak için fazla zaman bulamaz. | Open Subtitles | حسنا، رجل كحالي كما ترين لا يملك الكثير من الوقت للإستحمام. |
| Küçük beynimin içinde seni düşünerek çok fazla zaman geçiriyorum. | Open Subtitles | حسناً، أنت تعرف ذلك أقضي وقتاً طويلاً داخل عقلي الصغير |
| Bazen tek taraflı aşklar için fazla zaman harcamak iyi değildir. | Open Subtitles | أحيانا يمكن، أن تقضي وقتاً طويلاً على حب من جانب واحد. |
| Audrey'in erkeklerle çok fazla zaman geçirdiğine dikkat ettim. | Open Subtitles | لقد لاحظت أن أودري تقضي وقت طويل مع الأولاد |
| O bedene geçmenin üzerinden fazla zaman geçmediğine eminim. | Open Subtitles | أنا متأكد أنه لم يمض وقت طويل على إنتقالك إلى هذا الجسد, أيضا |
| Kan serpintisi testi için bize fazla zaman vermez. | Open Subtitles | لا تُعطينا وقت كثير لإختبار بقعة الدمّّ. |
| fazla zaman yok, gitmemiz lazım. | Open Subtitles | إذا ذهبنا الآن، سيكون لدينا متسع من الوقت |
| Umurunda değil mi? Bu konuyu polislere bırakıyorum. Daha fazla zaman kaybetmeyeceğim. | Open Subtitles | سوف أخبر الشرطة لتتعامل مع ذلك الأمر لن أضيع المزيد من الوقت. |
| Ben, büyükbabamla daha fazla zaman geçirmek istediğimi söylememiş miydim? | Open Subtitles | ألم أخبركِ أنني أريد أن أقضي وقتاً أكثر مع جدي؟ |
| Çünkü bu ona yemesi için daha fazla zaman veriyor. | Open Subtitles | من الوضح انّه يهمّ لأنّ ذلك يعطيه وقت أكثر للأكل |
| Performans alanında çok fazla zaman geçirmemizin bir sebebi de çevremizin sıklıkla, gereksiz biçimde, riskli olması. | TED | نقضي الكثير من الوقت في منطقة الأداء حيث ان البيئة تكون غالبا عالية المخاطرة بدون سبب وجيه. |
| Bir onerim var, cunku gercekten fazla zaman yok. | Open Subtitles | أنا لدي اقتراح لأنه حقا لا يوجد وقت كافي |
| Zor bir dönemden geçtiğinin farkındayım ama gerekirse şirket sana daha fazla zaman verecek. | Open Subtitles | أدرك أنّك تمرّ بمحنة صعبة ولكنّ الشركة مستعدة أن تمنحك وقتاً إضافياً إذا كان ذلك ضرورياً.. |
| Casinoda çok fazla zaman harcıyorsun ve ben sende bir problem olduğunu düşünüyorum. | Open Subtitles | أنتي تمضين وقتاً كثيراً في الكازينو وأعتقد أن لديّك مشكلة |
| Birlikte daha fazla zaman geçirmek istiyordum fakat aklımdan geçen bu değildi. | Open Subtitles | كنتُ أتمنى أن نحظى بالمزيد من الوقت معاً لم يكن هذا بالضبط ما يجول ببالي |
| Başkalarıyla nasıl konuşacağımızı anlamak yerine neden konuşmamamız gerektiğine odaklanmaya daha fazla zaman harcadık. | TED | لذلك استغرقنا وقت اكثر في التركيز على لماذا يجب ان لا نتحدث مع الاخرين اكثر من البحث عن كيف نتحدث معهم |
| Okulda daha fazla zaman geçirirler, dans etmezler. | Open Subtitles | و هذه هو فقط قضاء وقت إضافي في المدرسة و ليس الرقص |