| görülebilir evrende yaklaşık 100 milyar galaksi mevcut. | TED | يوجد ما يقارب مائة بليون مجرة في الكون المرئي. |
| Ve bu arada, görülebilir ışık spektrumu var. | TED | وفي الوسط هناك ,لدينا طيف الضوء المرئي هذا |
| Bizim teknolojimiz, yıldızlararası mesafelerde bile görülebilir durumda ve onlarınki de pekala olabilir. | TED | وتقنياتنا مرئية مابين النجوم البعيدة ، وقد تكون تقنياتهم كذلك أيضا. |
| Ectoplasm, hayaletleri insan gözüyle görülebilir yapar. | Open Subtitles | الايكتوبلازم الذي يَجْعلُ الأشباح مرئية إلى العينِ الإنسانيةِ |
| Çünkü hayat; ölümün muhteşem organizmasını enfekte eden bir virüs olarak görülebilir. | Open Subtitles | لهذا، الحياة ربما تُرى على شكل فيروس تصيب الكائن السليم وتسبب له الموت. |
| Bu gibi anlık görüntüler en az iki yard uzaklıktan görülebilir. | Open Subtitles | وميض كهذا يمكن أن يُرى جيداً على بُعد مائتي ياردة. |
| Modası geçmiş gibi görülebilir ama birbirimize herşeyi anlatırız. | Open Subtitles | قد يبدو ذلك رجعياً و لكننا لا نخفى شيئاً عن بعضنا البعض |
| Son resim fiziksel bir bütün olarak görülebilir değildi. | TED | و بالتالي لم تكن الصورة النهائية كياناً مرئياً كاملاً |
| görülebilir tayfın ötesinde, dünyamız görülemeyen ışıkla aydınlanır. | Open Subtitles | ويوجد خلف الوان الطيف المرئي اضواء غير مرئية تغمر عالمنا |
| Kızılötesi ışığın görülebilir ışıktan dalga boyu daha uzundur. | Open Subtitles | تملك الاشعة الحمراء طول موجة اطول من الضوء المرئي |
| görülebilir ışıkta çok zayıf olmalarına rağmen patlamalar üretebilirler. | Open Subtitles | ومع أن تلك الأجسام معتمة للغاية في الضوء المرئي فيمكنها إصدار توهّجات |
| Sadece daha iyi görülebilir hale getiriyorum. Çocuklar üstüne basıp duruyorlar. | Open Subtitles | أنا فقط أجعلها مرئية أكثر يدوسها الولدان باستمرار |
| Ruhlar resimlerde görülebilir,çünkü makine ısı ve ışığı yakalar. | Open Subtitles | الأرواح تكون مرئية في الصور لأن الكاميرات تلتقط الضوء والحرارة |
| Ve finans'taki derecemle, şehirde meyve suyu almak için koşturmak yeteneklerimin ziyanı gibi görülebilir. | Open Subtitles | وبدرجتي في الماليّة، أتجوّل بالبلدة أجلب العصير يُمكن أن تُرى وكأنّها تُضيّع موهبتي. |
| Helikopterden görülebilir. | Open Subtitles | أنت يُمْكِنُ أَنْ تُرى مِن قِبل a مروحية، أي واحد هذه البناياتِ... |
| Öylesine engin ve muazzam bir etkidir ki bu, kızıla bürünen yeryüzü uzaydan görülebilir. | Open Subtitles | إنّ تأثيرَه مدهشُ جداً وشامل جداً بحيث يُمْكِنُ أَنْ يُرى مِنْ الفضاءِ. |
| Ne yaparsak yapalım, ayrım yapılmaksızın Tanrı'nın, doğanın ya da her ne demek istiyorsanız onun gözlerinde farklı şekillerde görülebilir. | Open Subtitles | كلّ ما نقوم به، بدون إستثناء، من الممكن أن يُرى من زوايا عديدة من قبل الربّ، أو الطبيعة أو أياً ما تسمّينهُ |
| Yani böyle bir patlamayla tipik bir düzen olduğu görülebilir. | Open Subtitles | وهذا ما قد يبدو عليه انفجار نموذجي وترون أنه ليس متكاملاً على الاطلاق |
| Tam Güneş tutulması yalnızca dar bir şerit boyunca görülebilir, yaklaşık 160 km genişliğinde, ve bu da Ay'ın gölgesinin düştüğü yerdir. | TED | والكسوف الكامل يكون مرئياً ضمن مسار ضيّق فقط، بعرض مئة ميل تقريباً، وفي هذا المسار يتشكّل ظلّ القمر. |
| Sanat, insan vücudunun yapımı ve onarımın da görülebilir. | TED | يمكن رؤية البراعة الفنية أيضا في إصلاح وإستعادة الجسد البشري. |
| Astronotların hayatını kurtarmak üzere deney tasarlayan 16 yaşındaki bir lise öğrencisi nadir bir olay, bir çocuk deha gibi görülebilir. | TED | فتاة بعمر السادسة عشر تصمم تجربة حمض نووي لحماية أرواح رواد الفضاء قد تبدو شيئاً نادراً، علامة مميزة لطفلة عبقرية. |
| Şekil 10.1'de her üç yandan; önden, yandan ve üstten görülebilir. | Open Subtitles | في الشكل رقم 10.1 جميع الجهات الثلاثة و هي الأمامي و الجانبي و العلوي بالإمكان رؤيتها معًا |