| 7 yılımı güvenilir güvenlik şefi Steven Cordoba olarak harcadım. | Open Subtitles | أمضيت سبع سنوات بصفتى ستيفن كوردوبا رئيس الأمن محل الثقة |
| Bu Nils Lud, Dr. Zuwanie'nin güvenlik şefi. | Open Subtitles | هذا نيل لود رئيس الأمن الخاص بدكتور زوانى |
| Fakat cesur güvenlik şefi, kötü adamı buraya kadar kovaladı ve beni paraları saklarken yakaladı. | Open Subtitles | و لكن الشجاع رئيس الأمن تعقب الشخص السئ هنا و هاجمتنى بينما كنت أخفى الغنائم |
| -Bina güvenlik şefi ihbarı sakin, sıradan, etniği anlaşılamayan bir erkek sesinin yaptığını söyledi. | Open Subtitles | قال رئيس أمن المبنى أن التهديد صدر بشكل هادئ، بصوتٍ صعب الوصف لذكر محايد عرقياً |
| İsmi Cole Harmon. Jordan Chase'in güvenlik şefi. | Open Subtitles | اسمه (كول هارمن)، إنّه مدير أمن (جوردن تشيس) |
| Afedersiniz Müdür Bey. Jake Phillips, güvenlik şefi. | Open Subtitles | اعذرني حضرة المدير جيك فيليبس , مدير الأمن |
| Odadaki kameraların kapalı olduğunu biliyor olmalısın muhtemelen güvenlik şefi olarak kendi ellerinle kapattığın için. | Open Subtitles | لابدّ من أنكَ كنتَ تعرف بأنّ كاميرات الغرفة كانت مطفأة ربما بسبب قيامك بإطفائها , كونك رئيس الأمن |
| güvenlik şefi eskiden İtalya Gizli Servisi'nde çalışmış biri sistem ise bir sanat şaheseri. | Open Subtitles | رئيس الأمن هو جهاز الخدمة السرية الايطالي سابقا والنظام هو حالة من الفن |
| güvenlik şefi'nden telefon geldi. Adam yarım saat bağırdı bana. | Open Subtitles | تلقيت مكالمة من رئيس الأمن صرخت في وجهي لمدة نصف ساعة |
| Ben, Sung Nam hapishanesinden, güvenlik şefi, Jang Min Ha. | Open Subtitles | أنا جانغ مين ها رئيس الأمن في سجن سيونغنام |
| Organizasyon alanındaki kuru buz soğutucularıyla ilgili güvenlik şefi başımın etini yiyor. | Open Subtitles | رئيس الأمن يخبرني بشأن قنابل ثلج في ساحة المعرض |
| Seni ise şu andan itibaren geçerli olarak güvenlik şefi Yardımcılığı'na terfi ettiriyorum. | Open Subtitles | وأنت سأرقيك إلى منصب نائب رئيس الأمن, ويسرى القرار فوراً. |
| Beş yıl önce güvenlik şefi olduğumdan beri, tek bir havlumuz bile kaybolmadı. | Open Subtitles | منذ أن عينتُ رئيس الأمن قبل خمسة أعوام، إننا لم نبلغ حتى بفقدان منشفة من المكان. |
| Kumarhane bana gönderdiğiniz fotoğrafı etrafa göstermiş ve güvenlik şefi kimsenin onu tanımadığını söyledi. | Open Subtitles | نشر الكازينو معلومات تلك الصورة التي أرسلتها لي، و رئيس الأمن يقول أنه لا أحد قد تعرف عليه |
| Kraliçe güvenlik şefi'ne, daha kendi kızını idare edemediğini söylediğinde ne söylememi istersin? | Open Subtitles | عندما يطلب من الملكة لها رئيس الأمن لماذا لا يستطيع السيطرة على ابنته، ماذا تريد مني أن أقول؟ |
| Solundaki Koslovski. güvenlik şefi. | Open Subtitles | وعلى يساره كوسلوفسكى رئيس الأمن |
| Şah'ın güvenlik şefi'ni, Paris'e giden bir uçağa binmeye çalışırken yakalamışlar. | Open Subtitles | قبضو على رئيس أمن الشاه محاولاً الصعود على متن طائرة نحو باريس |
| Başkana yeni bir güvenlik şefi lazım. | Open Subtitles | المحافظ يحتاج إلى رئيس أمن جديد |
| Bethesda Presbyterian'ın güvenlik şefi Jerold Norsky adlı bir adammış. | Open Subtitles | كان رئيس أمن مستشفى (بيثيسدا) المشيخي رجلا يدعى (جيرولد نورسكي). |
| İsmi Cole Harmon. Jordan Chase'in güvenlik şefi. | Open Subtitles | اسمه (كول هارمن)، إنّه مدير أمن (جوردن تشيس) |
| Cole Harmon. Jordan Chase'in güvenlik şefi. | Open Subtitles | اسمه (كول هارمن)، إنّه مدير أمن (جوردن تشيس) |
| Hugo Lum, güvenlik şefi. | Open Subtitles | (هوغو لام), مدير الأمن |
| Kaptan, güvenlik şefi bagaj bölümünün emniyete alındığını... ve sizin başlamanız gerektiğini söylüyor. | Open Subtitles | كابتن، ضابط الأمن يقول إن قسم الأمتعة مؤمن وأنه لابد أن تبدأ |
| Zuwanie'nin güvenlik şefi geldi. Hemen bir görüşme yapmak istiyor. | Open Subtitles | لقد وصل رئيس طاقم الأمن الخاص ب زوانى و هو يطلب فعلا عقد إجتماع مباشر |