| Ama gün gün baktığımızda hâlâ arabayla çok vakit geçiriyoruz. | TED | ولكننا ما زلنا نقضي الكثير من الوقت في السيارت يوميًا. |
| Vaktimizin en iyi anlarini hep "hoSça kal" demekle geçiriyoruz. | Open Subtitles | يبدو أننا نقضي دائماً أفضل جزء من وقتنا في الوداع |
| Kalkış ve uçuş anında, zamanı beraber geçiriyoruz, fakat hepsi bu. | Open Subtitles | بين الإقلاع والهبوط نقضي وقتاً سوياً هذا كل ما نحصل عليه |
| Evet, hepmizi harika bir zaman geçiriyoruz, ve daha da iyi olacak çünkü | Open Subtitles | حسناً.إذاً نحن جميعاً نمضي وقتاً رائعاً. و حتى أنها سوف تصبح أفضل لأن، |
| Her şey göz önüne alındığında, bence, cidden çok hoş bir gece geçiriyoruz. | Open Subtitles | الآن ، أعتقد اننا قضينا أمسية جيدة حقاً ، على اعتبار كل شئ |
| Her şey kendiliğinden yoluna girecek. Küçük bir süreç geçiriyoruz, hepsi bu. | Open Subtitles | كل شيء سيمر على ما يرام إنها مجرد مرحلة نمر بها |
| Ofislerimizde zamanın çoğunu çalışarak geçiriyoruz. | TED | وفي مكاتبنا، نحن نقضي الكثير من الوقت في العمل. |
| Bugün, zamanımızın çoğunu tuşlara basarak ve ekrana bakarak geçiriyoruz. | TED | ونحن نقضي اليوم أغلب أوقاتنا ونحن نضغط أو ننظر إلى شاشات |
| Hayır, hiç kaza geçirmedik, sadece güzel vakit geçiriyoruz. | Open Subtitles | لا، لم يقع أي حادث، ما عدا أننا نقضي وقتاً جيداً. |
| Sadece beraber kısa anlar geçiriyoruz. Ben seninle bir ömür geçirmek istiyorum. | Open Subtitles | نحن فقط نقضي لحظات معدودة برفقة بعضنا ان ما أريده هو أن أقضي العمر كله برفقتك |
| Hoşça vakit geçiriyoruz. | Open Subtitles | لقد جلسنا للتو أمام النار، نحن نقضي وقتاً ممتعاً |
| Beraber harika vakit geçiriyoruz ve onunla olmaktan hoşlanıyorum. | Open Subtitles | نحن نقضي وقتاً ممتعاً معاً, وانا أحب التسكّع معها. |
| - Kimse seni gelmeye zorlamadı. - Müthiş güzel zaman geçiriyoruz. | Open Subtitles | أنا لم أجبرك على المجئ لا نحن نقضي وقتاً جيد |
| Her günü düşman hattında geçiriyoruz, çünkü sakın yanılmayın Bay lrwin... onlar düşman. | Open Subtitles | نحن نقضي كل يوم خلف خطوط العدو لأنهم، وبلا أدنى شك يا سيد إروين هم العدو |
| Arkadaşlarla bara gitmek yerine akşamımızı sosyal ağlarda geçiriyoruz. | TED | نمضي مساء على الشبكة الاجتماعية عوض أن نذهب إلى الحانة مع أصدقائنا. |
| VV: Hayır, aslında bayağı vakit geçiriyoruz. | TED | فيكتور: لا، في الواقع، نحن نمضي بعض الوقت في الأسفل. |
| Dünyayı değiştirecek güce sahip olmadığımızı düşünerek çok fazla zaman geçiriyoruz. | TED | نمضي الكثير من الوقت نفكر في أننا لا نملك القوة الكافية لتغيير العالم. |
| Güzel bir yolculuk, harika zaman geçiriyoruz ve güzel sohbet ediyoruz. | TED | رحلة رائعة، قضينا وقت ممتع، أحاديث جيدة. |
| Hepimiz hayatımızı dişlerimizi kaybetmeden 100 yaşına kadar yaşamaya çalışarak geçiriyoruz. | TED | لقد قضينا كل حياتنا محاولين العيش مئة سنة دون أن نخسر أسناننا |
| Gidiyorum, çünkü sen zavallısın ve kötü bir gün geçiriyoruz. | Open Subtitles | مغادرة لأنك بائس و نمر بيوم سيء , مجرد أعترفت بذلك |
| Günde sadece birkaç dakikayı beraber geçiriyoruz. | Open Subtitles | نحن لم نقضى بصحبة بعضنا البعض أكثر من بضع دقائق |
| Her günü beraber geçiriyoruz, ve çok eğleniyoruz. | Open Subtitles | فنحن نقضي كل يوم معاً ونحن نحضى بوقتٍ رائع |
| Sadece, birlikte çok güzel vakit geçiriyoruz. | Open Subtitles | انه ,.. لقد أمضينا وقتا طيبا حينما كنا سوية . تعرف؟ |
| Şu anda vahşi ortamda ilk gecemizi geçiriyoruz. | Open Subtitles | هي اول ليلة لنا نقضيها في البراري |
| Şimdi aslında beş kardeş gibiyiz... çünkü ailelerimizden çok birbirimizle vakit geçiriyoruz. | Open Subtitles | والان نحن فقط خمسه اِخوه , اذا ِاحببت لاننا نمضي وقتً اكثر مع بعضنا اكثر من الوقت الذي نمضيه مع عائلاتنا |
| Nalları dikip buradan taşınana kadar zaman geçiriyoruz işte. | Open Subtitles | أعني، أنا أقضي الوقت هنا إلى أن يحملوني بالخارج ميتًا |