| O Genç kızlarla çıkmanın bir hata olduğunu biliyoruz. | Open Subtitles | نعرف ان مواعدة تلك الفتيات الصغيرات كان غلطة |
| Facebook'dan Genç kızlarla buluşmakla meşguldü. | Open Subtitles | كان مشغولاً للغايه بالجلوس ومحادثة الفتيات الصغيرات على الفيسبوك |
| Genç kızlarla çıkar ve korkunç şeyler yapar. | Open Subtitles | ألا تتابعين الأخبار على الإنترنيت؟ سمعت أنه يحب الفتيات الصغيرات وأنه منحرف جداً... |
| Bulduklarımı Tuhin'le paylaştım ve şöyle düşündük: Regli kızların kendi başlarına anlayabilecekleri ve ebeveynlerin ve öğretmenlerin Genç kızlarla rahatça adet hakkında konuşabilecekleri bir şey yaratabilsek hoş olmaz mıydı? | TED | شاركت توهين نتائج دراساتي و فكرنا: ماذا لو ابتدعنا شيئا لمساعدة الفتيات على فهم الحيض بأنفسهن -- شيئا يساعد الآباء و المعلمين للحديث عن الدورة الشهرية براحة مع الفتيات الصغيرات؟ |
| Ebeveynler ve öğretmenler bu kitap aracılığıyla Genç kızlarla konuyla ilgili konuşmaktan çekinmiyorlardı, oğlanlar bile onu okumak istiyorlardı. | TED | و أصبح الآباء و المعلمون يتكلمون براحة حول الدورة الشهرية مع فتيات صغيرات مستخدمين الكتاب، و كان الأولاد أحيانا مهتمين بقراءته أيضا. |
| Markie, bu dünya bileklerini kesmemiş, Genç kızlarla dolu. | Open Subtitles | ماركي العالم مليء بالشابات من النساء اللاتي لم يشققن معصمهن |
| Hamptons senin gibi hırslı Genç kızlarla dolu. | Open Subtitles | تعجّ بلدة (هامبتنز) بالشابات الطموحات مثلك. |
| Bu isimleri söz konusu tarihlerde ölen Genç kızlarla karşılaştıracağız. | Open Subtitles | سنستعملها لمطابقتها مع الفتيات المراهقات اللواتي متن في التواريخ المذكورة |
| Sen sadece, karısını Genç kızlarla yatabilmek için terk etmiş kibirli bir salaksın. | Open Subtitles | أنت متغرطس ترك زوجته كي يضاجع الفتيات المراهقات مذنب . |
| Genç kızlarla ilgili bir geçmişi var. | Open Subtitles | لديه تاريخ مع الفتيات الصغيرات |