| Bu düşük hız, düşük rüzgar hızı ve manevra kabiliyeti çok arttırılmış ve burada küçük bir dalgayı geçiyorum. yelkenin pozisyonuna bakın. | TED | هذه سرعة بطيئة، سرعة ريح بطيئة، والقدرة التناورية تتزايد جدا، وهنا سأؤدي انعطافا صغيرا، وأنظر في وضع الشراع. |
| Türk ilerlemesinin hızı ve enerjisi Avrupa'yı şaşkına çevirmiş durumda... | Open Subtitles | سرعة ونشاط التقدّم التركي يبدو أنها أخذت أوروبا على حين غرة |
| Dairesel kan izlerinden, damla hızı ve miktarının hesaplanması. | Open Subtitles | حسم الحجم و سرعة الهبوط من نقاط الدم الدائرية |
| Elbette. Erkekler hızı ve heyecanı severler. | Open Subtitles | معك حق , الرجال يحبون ذلك السرعة و الحركة |
| Ve kazanan, hızı ve isabet oranıyla, Rinku Singh! | Open Subtitles | ..والفائز بناءً على السرعة و الدقة !"رانكو سينغ" |
| rüzgarın hızı ve yönü, hava basıncı, sıcaklık, nem oranı, silahın eğimi, merminin yoğunluğu. | Open Subtitles | سرعة الرياح واتجاهها , الضغط الجوي ودرجة الحرارة والرطوبة الميل للبندقية , وكثافة القذيفة |
| Panik içindeki vatandaşlar mikrobun hızı ve gücünden etkilenen yetkililerden açıklama talep ediyor. | Open Subtitles | المواطنون المذعورين يطالبون بأجوبة من السلطات.. التي فاجآها كما هو واضح سرعة ونطاق انتشار الفيروس |
| Bu geminin hızı ve silah gücü, o batık gemi. Hepsi burada. | Open Subtitles | سرعة هذه السفينة والأسلحة،والسفينة الغارقة،هذا ما لدينا |
| Eritrosit sedimentasyon hızı ve C-reaktif proteini yükseldi. | Open Subtitles | سرعة انتقال الدم و السرعة الاستجابة لديه ارتفعا |
| Derin derin nefes aldı. "Solunum hızı ve kas gerilimi fazla hareket olmadan arttı." | Open Subtitles | تزايد سرعة التنفس وضغط على العضلات من دون حدوث رد فعل مبالغ فيه |
| Basit davranışlar gerçekte küçük mucizeleridir zihnimizin hızı ve gücünün. | Open Subtitles | الأفعال البسيطة هي في الواقع معجزات صغيرة من سرعة العقول و قوتها |
| Kılıç hızı ve isabeti konusunda onunla yarışamazdım. | Open Subtitles | لم أتمكّن يومًا من مجاراة سرعة سيفها أو دقّتها |