| Bu kütleçekimi bütün gezegenleri çeker ve aralarında yer alan bütün görünür yıldızları hızlandırır. | Open Subtitles | و التي تسحب كل المجرات و تسرع النجوم المرئية فيها |
| Antidepresanlar otonom sinir sistemini baskılayıp krizleri hızlandırır. | Open Subtitles | مضادات الإكتئاب ستكبت جهازه العصبي التلقائي و تسرع الأزمات |
| Hayır. Virüsün salınmış olup olmadığını bile bilmiyoruz. Oteli tahliye etmek sadece yayılmasını hızlandırır. | Open Subtitles | لا نعرف اذا كان قد تم إطلاقه الاجلاء قد يسرّع الاطلاق |
| Şayet sistem yok edilmezse o kadar fazla enerjiyle beslenen sistem süreci hızlandırır. | Open Subtitles | إن لمْ تتحطم الشبكة فتزويدها بكل تلك الطاقة قد يسرّع من عملها |
| Lt'sa aile tarifi, daha iyi hissettirecek, iyileşme sürecini hızlandırır. | Open Subtitles | إنها وصفة عائلية ستجعلكِ تشعرين بتحسن ستسرع عملية الشفاء |
| Tuz katılaşma sürecini hızlandırır ama adam akıllı karıştımak lazım. | Open Subtitles | يقوم الملح بتسريع عملية التصلب، لكن عليك مزجه بالكامل. |
| İçerideki DNA daha hızlı aşınır, ...ve bu da yaşlanmayı hızlandırır. | Open Subtitles | الحمض النووي بالداخل يتحلل بسرعه وهذا ما يؤدي الي تسريع الشيخوخه |
| Bıçağı çıkarmayın, kan kaybını hızlandırır. | Open Subtitles | لا تنزع السكين من الجرح هذا سيسرع من عملية نزيف الدماء |
| İşleri hızlandırır. | Open Subtitles | شخص الذي بوسعه أن يسرع الأمور. |
| Büyük olanı daha güçlü hale getirir, dünyanın kıyametvari sonunu daha da hızlandırır. | Open Subtitles | تجعل الهالة الضخمة أكثر قوة، وتسرع من عملية نهاية العالم. |
| Antidepresanlar otonom sinir sistemini baskılayıp krizleri hızlandırır. | Open Subtitles | مضادات الإكتئاب ستكبت جهازه العصبي التلقائي و تسرع الأزمات |
| Yükselen sıcaklıklar buharlaşma döngüsünü hızlandırır. | Open Subtitles | الحرارة المتزايدة تسرع دورات التبخر |
| Sempatik sinir sistemi nabzınızı hızlandırır ve beynin ön lobu kalkanlarınızı indirir. | Open Subtitles | جهازك العصبي الودي يسرّع نبضاتك، فصّك الجبهي يزيل المثبطات، |
| Sıcak su bunu hızlandırır. | Open Subtitles | الماء الحار يسرّع عملية التصلب بالفعل |
| Eğer sen... Başkanım eğer güvenli yolları açarsanız bu işleri hızlandırır. | Open Subtitles | أيها العمده , إذا فتحت فقط الطرق التى تؤمنها , إنها ستسرع إلى بالمؤن لنا |
| İlacın bir damlası bile iyileşmeyi hızlandırır. | Open Subtitles | نقطة من هذا الدواء ستسرع الشفاء |
| Bu işlemi oldukça hızlandırır. | Open Subtitles | مما ستسرع العملية بصورة هائلة |
| Belki bu işleri hızlandırır. | Open Subtitles | ربما سيقوم بتسريع الأمور |
| Onlara dokunmak sadece süreci hızlandırır. | Open Subtitles | ولمسهم سيقوم بتسريع العملية |
| Bunun anlamı, bu alıcının normal fonksiyonu ... ... yaşlanmayı hızlandırır. | TED | ذلك يعني أن الوظيفة الطبيعية لمُستقبل الهرمون هو تسريع الشيخوخة |
| İşimizi hızlandırır. | Open Subtitles | سيسرع هذا الامر |
| Alkol de işlemi hızlandırır. | Open Subtitles | (الكحول) يسرع العملية |
| Bu kütleçekimi bütün gezegenleri çeker ve aralarında yer alan bütün görünür yıldızları hızlandırır. | Open Subtitles | والتي تجذب المجرات جميعًا وتسرع النجوم داخلها |