| halüsinojen öğelerle uyuşturucu bileşenlerin karışmasından bahsetmiyorum bile. | Open Subtitles | مع المهلوسات يؤدي لإنتاج أفعال مدمره للشخص مع كيمياء دماغية هشه |
| Seni etki altına alan bir halüsinojen. | Open Subtitles | المهلوسات التي جعلتكِ سهلة التأثير جدّاً. |
| Bir çeşit halüsinojen veya Votan tecavüz hapı mesela? | Open Subtitles | أي من أنواع المهلوسات أو شئ لتجعلها سهلة الانقياد؟ |
| Toksikoloji raporundan yüksek düzeyde, güçlü bir halüsinojen maddeye maruz kaldığı söyleniyor. | Open Subtitles | تقرير السموم اتى مع مستوى عالي من الهلوسات القوية |
| Daha fazla halüsinojen yok Dr. Leary. | Open Subtitles | لا مزيد من الهلوسات (دكتور (لاري |
| Ama hasta değilsen sana anotic yada bir tür halüsinojen falan vermişlerse o zaman hâlâ dünyanın yarısını kurtarma şansımız var demektir. | Open Subtitles | و لكن إن لم تصاب، إذا أعطوك مخدر أو مهلوسات أو شيء آخر. اذا مازال لدينا فرصة لإنقاذ نصف العالم. |
| Fakat sende yoksa sana uyuşturucu ya da halüsinojen verdilerse hala dünyanın yarısını kurtarma şansımız var demektir. | Open Subtitles | و لكن إن لم تصاب، إذا أعطوك مخدر أو مهلوسات أو شيء آخر. اذا مازال لدينا فرصة لإنقاذ نصف العالم. |
| Hayır, halüsinojen kullanmıyorum. | Open Subtitles | كلا، أنا لا أستخدم حبوبا أساسية للهلوسة لأنني |
| Tabii halüsinojen kullanmıyorsan. | Open Subtitles | إلَّا إذا كنتِ تستخدمين المهلوسات |
| Solanin cinsel güç arttırıcı ve halüsinojen zehir içerir. | Open Subtitles | السولانين هو سم قوي و من المهلوسات |
| halüsinojen maddeler. | Open Subtitles | المهلوسات |
| Vücudunda halüsinojen izlerine rastladık. | Open Subtitles | وجدنا آثار مهلوسات في نظامكِ. |
| Zamanında çok halüsinojen kullandım. | Open Subtitles | لقد مررت بالكثير من الأمور المثيرة للهلوسة في يومي |
| Ve sonra halüsinojen ile birlikte kronik susuzluğu tetikleyerek kurbanın hayatını kurtarma evresine başlıyor. | Open Subtitles | ثم يتقدم لـ "إنقاذه" عن طريق إحداث عطش مزمن بإستخدام مخدر للهلوسة ثم |