| Burada bulunma nedenim çok özel bir hanım için hediye almak istemem. | Open Subtitles | في الحقية, أنا هنا لأجد هدية لأجل سيدة خاصة جداً. |
| Tropik güneş için hediye. | Open Subtitles | أجل، إنّها هدية من أجل الشمس الإستوائية. |
| Annem için hediye bakmaya gelmiştim. | Open Subtitles | جئتُ إلى هنا من قبل لكي أبحث عن هديّة لأمّي |
| Stuart, bebek için hediye almana ne gerek vardı? | Open Subtitles | {\pos(190,200)}ستيوارت)، ما كان عليك إحضار هدية لأجل الطفل) |
| Flynn'lerin yıldönümü için hediye aldın mı bari? | Open Subtitles | هل أحضرت هدية من أجل حفلة آل (فلينز) |
| O Jess' in doğum günü için hediye bakacaktı. | Open Subtitles | كانت تبحث عن هديّة عيد ميلاد من أجل (جيس) |