| İşler biraz kızıştı. | Open Subtitles | لمْ أكن أعتقد أنّ ذلك عادل، واحتدمت الأمور قليلاً. |
| Çocuklar, işler biraz kontrolden çıktı. Ama ne yapmamız gerektiğini biliyorum. | Open Subtitles | خرجت الأمور قليلاً عن السيطرة، لكنّي أعرف ما علينا فعله. |
| "İşler biraz karıştı" da ne demek oluyor? | Open Subtitles | ما الذي يعنيه هذا بحق الجحيم تعقدت الأمور شيئاً ما " ؟ " |
| Doğu kanadında işler biraz karıştı. | Open Subtitles | حسنا، أصبحت الأشياء معقدة قليلاً في الجانب الشرقي |
| Batılı bir bakış açısından işler biraz düzeliyor. | Open Subtitles | من المنظور الغربي يبدو أن الأمور تتحسن قليلاً |
| Sen gittikten sonra işler biraz karıştı. | Open Subtitles | أصبحت الأشياء مبعثـرة بعدما خرجتِ أنا ميت بالنسبة لأمي الآن |
| Ortak, ya üstümden çekilirsin ya da işler biraz sarpa sarar. | Open Subtitles | يا شريكي, يمكنك التحرك والا ستصعب الأشياء قليلاً |
| İşler biraz karmaşıklaşıyor gibi ve gerçekten yemeğe, hayatıma ve beni tanıyan insanların yanına geri dönmeliyim. | Open Subtitles | يبدو أن هذا الأمر أصبح جديًا وأنا يجب أن أعود لتحضير العشاء لعائلتي والأشخاص الذين يعرفون أين أنا |
| Temmuz 2004 – Meksika'nın oralarda işler biraz kanlı bir hal almış. | Open Subtitles | يوليو 4.. بدأت الأمور تصبح دموية في اتجاه مكسيكو |
| Sana işler biraz karışık dediğim zaman bana güven. | Open Subtitles | صدقني عندما اقول لك ان الأمور كانت غير متزنة هنا |
| Bucks'ların evinde işler biraz çirkinleşti. | Open Subtitles | الأشياء تُصبحُ شرّيرة إلى حدٍّ ما إنتهاء في مسكنِ باكس |
| - Kız arkadaşın öldürücü silahını hemen Kaplumbağa'ya çekince işler biraz sarpa sardı. | Open Subtitles | نعم، سارت الأمور قليلا جانبية بعد أن قررت صديقتك ليذهب كل "سلاح فتاك" 1 إلى 4 على السلاحف. |
| Şimdi acilen yatağa gelmezsen, işler biraz kötüye gidebilir. | Open Subtitles | الآن... إذا لم أعود إلى الفراش هذه اللحظة ربما تصبح الأمور قليلاً قبيحة |
| İşler biraz değişti. | Open Subtitles | لقد تغيرت الأمور قليلاً |
| Ace of Clubs'daydı ve işler biraz karıştı. | Open Subtitles | كان في (ذي أيس أوف كلوبس)، حيث خرجت الأمور قليلاً عن السيطرة. |
| İşler biraz daha ilerledi. | Open Subtitles | نعم, لقد تقدمت الأمور قليلاً |
| İşler biraz karıştı. | Open Subtitles | تعقدت الأمور شيئاً ما |
| Baksana bir Leonard çizgi roman dükkanında işler biraz sıkıntıda. | Open Subtitles | يا "لينارد"... . الأمور صعبة قليلاً في مجل الكتب المصورة |
| Biliyorum işler biraz kesat ama eskisi gibi rağbet yok. | Open Subtitles | أنا أدرك أن الأمور كانت بطيئة بعض الشيء مؤخرا , لكنهم فقط لا يشهرون الحمقى كما كانوا سابقا |
| Bilmem, işler biraz garipleşti. | Open Subtitles | لا أعلم, لقد أصبحت الأشياء غريبة نوعاً ما |
| Ortak, ya üstümden çekilirsin ya da işler biraz sarpa sarar. | Open Subtitles | يا شريكي, يمكنك التحرك والا ستصعب الأشياء قليلاً |
| - İşler biraz karışık. - Karışık? | Open Subtitles | الأمر أصبح مُعقداً مُعقداّ ؟ |
| Ama ondan sonra işler biraz garipleşmeye başladı. | Open Subtitles | ... لكن بعد ذلك بدأت الأمور تصبح غريبة بعض الشيئ |
| Geçen hafta işler biraz çığırından çıkmış sanırım. | Open Subtitles | سمعت ان الأمور قد خرجت عن السيطرة الاسبوع الماضي |
| Dünyanın geri kalanından soyutlanınca burada işler biraz çığrından çıktı. | Open Subtitles | بالبلدةِ أغلقتْ مِنْ بقيّة العالم، أشياء أصبحتْ بالبندق إلى حدٍّ ما هنا. |
| Evet, kız arkadaşın, ..."Ölümcül silah" diye Kaplumbağa'ya 1'den 4'e kadar saymaya karar verince, işler biraz yolundan çıktı. | Open Subtitles | نعم، سارت الأمور قليلا جانبية بعد أن قررت صديقتك ليذهب كل "سلاح فتاك" 1 إلى 4 على السلاحف. |