| Daha basitti... ve kurnaz ihtiyara karşı kullabileceğim psikolojik bir numaram vardı. | Open Subtitles | لقد كان اسهل وعندى حيلة نفسية لأجربها على هذا الثعلب العجوز |
| - İhtiyara iyi bak. - Elimden geleni yapacağım. | Open Subtitles | ـ إعتنى بهذا الرجل العجوز ـ سأفعل ما بوسعى |
| Hayır, ihtiyara adil davranıyorum, tıpkı sen burada olmasaydın sana da davranacağım gibi. | Open Subtitles | كلا , أنا على وعدى مع العجوز مثلما سأكون معك أيضاً لو لم تكن هنا |
| Bak şu ihtiyara... Yaşlı bir maymun gibi... | Open Subtitles | انظر لذلك الرجل العجوز إنه يبدو كقرد عجوز |
| Bastonlu, güçsüz bir ihtiyara cevap vermek zorunda değilim! | Open Subtitles | لست بحاجة لأن أجيب رجل عجوز يحمل عصا ضعيفة |
| O video doğrudan ihtiyara gitmiş. | Open Subtitles | ذلك الفيديو أصبحَ مَوْثُوباً مباشرة إلى الرجل العجوزِ. |
| Zararsız ihtiyara birkaç dakikamı ayırabilirim herhalde. | Open Subtitles | أعتقد بأنّني أستطيع أن أمنح المسنّ الغريب بعض الدّقائق من وقتي |
| Çocukken oturma odasında oturup, konuşurken görürdüm bazen onları benim ihtiyara hayran kalırdım, her zaman öyle şefkatliydi ki. | Open Subtitles | كنت أراهم يجلسون فى غرفة الجلوس يتحدثون ويتحدثون كنت أعشق رجلى العجوز |
| Ayda 20 dolar maaşla çalışmak canına tak etti... ve kötü emellerin için o zavallı ihtiyara kıydın. | Open Subtitles | أنت فقط تعبت من العمل بـ 20 دولارا في الشهر لذلك أردت الاستفادة من ذلك الرجل الفقير العجوز |
| Benim ihtiyar bira alamıyor çünkü onun ihtiyarı diğer ihtiyara ayısını vermiyor. | Open Subtitles | أبي ليس بإستطاعته الحصول على بيرة لأن أباك لا يريد أن يعطي العجوز ما يريده |
| İhtiyara bakın. Suçlu gibi götürüyorlar! | Open Subtitles | نعم , انظري إلى الرجل العجوز يدعونه يمشي مكبلا بالأغلال |
| Böylece adam suçu ihtiyara atar ve her şey yoluna girer. | Open Subtitles | لذا، فقد لام الرجل العجوز عملت مثل تعويذة |
| Böylece adam suçu ihtiyara atar ve her şey yoluna girer. | Open Subtitles | لذا، فقد لام الرجل العجوز عملت مثل تعويذة |
| Operacıdan huysuz bir ihtiyara dönüşümümü güvenle yapmıştım. | Open Subtitles | أعتقد أنه يمكنني القول إني تحولت من مغني أوبرا إلى عجوز لا قيمة له برباطة جأش |
| Anahtarı ihtiyara vermelerine şaşırdım. | Open Subtitles | بألتأكيد اندهشوا عندما اعطوا المفاتيح لرجل عجوز |
| Bu ihtiyara yardım etmek ister misin? | Open Subtitles | ما رأيك ، ايتها الجميلة ؟ هل تريدى مساعدة رجل عجوز ؟ |
| Bizim ihtiyara işkence yaparlarken olduğum yerde duramam. | Open Subtitles | لم أقو على غض الطرف عن عجوز يتعرض للتنمر |
| Sonra seni ihtiyara götüreceğim. | Open Subtitles | وبعد ذلك سَآخذُك إلى الرجل العجوزِ |
| Pinkman'in demesine göre Gus ihtiyara eziyet ediyormuş. | Open Subtitles | يقول (بينكمان) كأنه .يعذّب هذا المسنّ |
| Biliyor musun bazen topu o çılgın ihtiyara bırakmak daha akıllıcadır. | Open Subtitles | أتدرين، أحياناً من الحكمة أن تتركي الكرة للعجوز المجنون. |
| Bunca zamandır o pis ihtiyara ve o beyefendilere bunları mı okuyordun? | Open Subtitles | أهذا ما كنت تقرئينه طوال الوقت للرجل المسن القذر و هؤلاء الرجال ؟ |
| İhtiyara olanı biteni anlattım ama bir şey değişmedi. | Open Subtitles | قلت للرجل يبلغ من العمر الحقيقة. ولكن هذا لا يهم، وقال انه لم يحبها. |