| O kapıda yaklaşık iki ton basınç varmıştır. | Open Subtitles | هناك شيء مثل هناك حوالي طنّان من الضغط على ذلك الباب |
| O kapıda yaklaşık iki ton basınç varmıştır. | Open Subtitles | هناك شيء مثل هناك حوالي طنّان من الضغط على ذلك الباب |
| İki ton kitabın altında kalmış meğerse. | Open Subtitles | إنه محشور أسفل طنّان من الكتب |
| Hem burada neredeyse iki ton elmas var. | Open Subtitles | بالاضافة كان هناك طنان من الماس |
| Ayrıca neredeyse iki ton elmas var. | Open Subtitles | ولهذا السبب كان هناك طنان من الماس هنا |
| Ve özellikle bu balon, çünkü iki ton ağırlık taşıması gerektiğinden, devasa bir balon. | TED | وهذا البالون بذاته، لأن عليه حمل طنين من الوزن، هو بالون بالغ الضخامة. |
| Bayağı kanlı olmuş. İki ton çeliğin bir adamın içine ne yapabileceğini biliyor musun? | Open Subtitles | أنتِ تعلمين ماذا يفعل طنين من الفلاذ لما بداخل الرجل؟ |
| İki ton molozun altında gömülü kaldığımda adamlarım beni çıkarmak için hayatlarını riske attılar. | Open Subtitles | عندما دُفنت أسفل طنين من الأنقاض رجالي غامروا بحياتهم لإخراجي |
| O şey toksikse, iki ton yengeç mahvolur. | Open Subtitles | إذا كان هذا الشيء والسامة، طنين من السلطعون ذهب سدى. |
| Satılacak iki ton kokainim var. | Open Subtitles | لدي طنين من الكوكايين تحت مقعدته. |