| Kilisede çok önemli bir yere sahip biriyle ilişki yaşıyordu. Adını söylemedi. | Open Subtitles | كانت على علاقة غرامية مع شخص كبير جداً في الكنيسة ، لم تخبرني اسمه |
| Madeline kocasıyla bir ilişki yaşıyordu herhâlde. | Open Subtitles | لابد أنّه كانت لـ(ماديلاين) علاقة غرامية بزوجها. |
| Bennett Nealy kızıyla bir ilişki yaşıyordu. | Open Subtitles | بينيت Nealy وجود علاقة غرامية مع ابنتك. |
| Bu müdür danışmada çalışan biriyle ilişki yaşıyordu. | TED | حسناً، المدير كان على علاقة مع موظفة الاستقبال. |
| Rach, bir ilişki yaşıyordu. | Open Subtitles | رايتش ، انه كان على علاقة بامرأة اخرى |
| Theo, Patty'le ilişki yaşıyordu. | Open Subtitles | "ثيو" كان على علاقة بـ"باتي"، |